Jimi Hendrix 27 Kasım 1942 tarihinde Abd'nin Washington eyaletine bağlı Seattle şehrinde King County Hastanesi'nde sabah saat 10:15 sularında doğmuştur. Tam adı James Marshall Hendrix olup doğduğundaki ismi ise "Johnny Allen Hendrix" dir. "Jimi", Hendrix'in takma ismidir. Johnny Allen Hendrix ismini daha sonra babası James Allen "Al" Hendrix, James Marshall Hendrix olarak değiştirtmiştir. Jimi Hendrix'in annesi Kızılderili kökenli, babası ise Afro-Amerikan kökenliydi. Jimi Hendrix dünyanın gelmiş geçmiş en büyük gitar virtüözlerinden birisidir. Gitar virtüözü, şarkıcı ve söz yazarıdır. Ses tipi bariton olup hard rock, blues rock, acid rock, psychedelic rock gibi müzik türlerini icra etmiştir. Kariyeri boyunca 11 tane single, 3 stüdyo albümü, 2 tane derleme ve 2 tane de canlı konser kaydına imza atmıştır.
Lucille Hendrix (Annesi), James Allen Hendrix (Babası), Jimi Hendrix, Leon Hendrix (Küçük Erkek Kardeşi)
Jimi Hendrix 15 yaşındayken derste bir kız arkadaşının elini tutarken öğretmeni tarafından yakalanmış ve öğretmeni ile arasında geçen bir tartışmadan sonra okulu bırakmıştır. Jimi Hendrix gençliğini hep "Robert Johnson", "B.B. King", "Muddy Waters", "Howlin' Wolf" ve "Buddy Holly" gibi ünlü Blues müzik üstatlarının plaklarını dinleyerek ve bu ünlü isimlerin şarkılarını gitarla çalmayı deneyerek geçirdi. 1958 yılının yazında Jimi Hendrix'e ilk gitarını babası 5 dolara ikinci el bir akustik gitar almıştı. Bu gitarla Jimi Hendrix "The Velvetones" adlı gruba katıldı. 1959 yılının yazında bu sefer babası Jimi Hendrix'e Supro Ozark 1560 S model bir elektro gitar aldı ve bu gitarı Jimi Hendrix o yıl katılmış olduğu The Rocking Kings adlı müzik grubunda kullandı. 1961 yılı ile 1962 yılı arasında Abd Ordusuna katıldı ve askerliğini paraşütçü olarak yaptı.
Soldan sağa: Jimi Hendrix (uzun, kıvırcık saçlı), James Allen Hendrix (Babası), Leon Hendrix (Erkek Kardeşi), Üvey Kız Kardeşi.
Jimi Hendrix askerlikten sonra "Jimmy James" adını kullanarak bazı gece kulüplerinde çalmaya başladı. Daha sonra Ike Turner, Tina Turner, Sam Cook, Isley Brothers ve Little Richard gibi ünlü isimlerle birlikte çalmaya başladı. Bu arada "Jimmy James&The Blue Flames" adlı ilk müzik grubunu kurdu. Asıl üne kavuşmasını ise ünlü İngiliz rock&roll grubu "The Animals" dan Chas Chandler ile New York'ta karşılaşmasıyla oldu. Chas Chandler'ın ilk işi Jimmy James adıyla sahnelerde yer alan Hendrix'in adını "Jimi" olarak değiştirmesi oldu.
Jimi Hendrix ile Curtis Knight & The Squires "'Knock Yourself Out" Albüm Kapağı
1966 yılının Eylül ayında "The Jimi Hendrix Experience" müzik grubu İngiltere'nin başkenti Londra'da Chas Chandler'ın menejerliğinde kuruldu. Grup, davulda Mitch Mitchell, bas gitarda Noel Redding ve vokalde Jimi Hendrix'ten oluşmaktaydı. Grubun ilk single albümü 1966 yılında yayınlanan "Hey Joe" ydi. Hey Joe şarkısının İngiltere'de müzik listelerindeki büyük başarısından hemen sonra grubun 1967 yılında yayınlanan diğer single albümleri; Purple Haze, The Wind Cries Mary, Burning of the Midnight Lamp ve Foxey Lady'di. Grubun ilk stüdyo albümü 12 Mayıs 1967 yılında İngiltere'de piyasaya sürülen "Are You Experienced" albümüydü. Bu albümle The Jimi Hendrix Experience grubu ünlerine ün kattılar. Bu albümün hemen arkasından 1 Aralık 1967 yılında "Axis: Bold as Love" stüdyo albümü yayınlandı. Bu albümden sonra iki tane de derleme albüm çıkardılar. Bunların ilki 1968 yılı Nisan ayında yayınlanan "Smash Hits" albümü, ikincisi de yine aynı yıl yayınlanan "Electric Jimi Hendrix" albümüdür. Grubun son yayınlanan albümü ise 16 Ekim 1968 yılında piyasaya çıkan "Electric Ladyland" albümüydü ve bu albüm diğerlerinin aksine İngiltere'de değil Abd'de kaydedildi. The Jimi Hendrix Experience grubu 1969 yılının Nisan ayında ayrılma kararı aldılar ve son kez 29 Haziran 1969 tarihinde Denver Pop Festivali'nde birlikte müzik yaptılar.
1967 Yılı İngiltere, Londra, The Jimi Hendrix Experience Grubu
Jimi Hendrix, The Jimi Hendrix Experience grubunun dağılmasından sonra 18 Ağustos 1969 tarihinde Woodstock Festivali'nde büyük bir hayran kitlesiyle karşılaştı ve kariyerinde tam anlamıyla zirveye ulaşmıştı. Bu festivalin hemen sonrasında "Band of Gypsys" albüm projesi için bas gitarda Bill Cox, davulda ise Buddy Miles ile biraraya geldi. 25 Mart 1970 tarihinde "Band of Gypsys" canlı konser albümü Abd'de piyasaya çıktı. Daha sonra The Jimi Hendrix Experience grubu tekrar bir canlı konser albümü için biraraya geldi ve bu sefer yanlarında Otis Redding grubu da vardı. 26 Ağustos 1970 tarihinde "Historic Performances Recorded at the Monterey International Pop Festival" adıyla çıkan bu albümün kaydı Monterey Uluslararası Pop Festivali'nde yapılmıştı. Bu albüm Jimi Hendrix'in son albümüydü.
Bu son albümden sonra Jimi Hendrix Almanya ve İngiltere'yi kapsayan bir Avrupa turneye çıktı. Bu turnenin son konseri 6 Eylül 1970 tarihinde yapıldı. Bu turne sonrasında parasal durumunun ne kadar kötü olduğunu Jimi Hendrix gördü, ölmeden iki gün önce çakışan konser tarihleri yüzünden muhatapları ve avukatlarıyla bir görüşme yapacaktı.
Avrupa Turnesi sırasında, Almanya, Hamburg (Ölmeden kısa bir süre önce, otobüsteyken)
Ölmeden iki gün önce yapması avukatlarla ve borçlularıyla yapması gereken toplantıya katılmadı ve o iki gün kendisi için çok kötü geçti. Ölümünden önceki son gün Londra'da sevgilisi Monika Dannemann ile birlikteydi ve yüksek dozlarda uyuşturucu almıştı. Son olarak Monika'nın yanında bulunmadığı bir sırada 9 tane hap alıp (Monika'nın hapları) uykuya daldı. Jimi Hendrix 18 Eylül 1970 tarihinde Londra'da henüz 28 yaşındayken kusmuğunun nefes borusuna gidip tıkaması sonucunda vefat etmiştir. Hala daha bugün ölüm nedeni tartışmalıdır, ölümüyle ilgili çeşitli şüpheler bulunmaktadır (Fakat bu şüpheler 1993 yılında ölümünün yeniden incelenmesine rağmen bir sonuca ulaşamamıştır).
Jimi Hendrix'in Psychedelic Gitarı "Flying V"
Ölümünden sonra bedeni Londra'dan, Abd'nin Washington eyaletine bağlı Renton kentinde bulunan "Greenwood Memorial Park" a taşınmıştır. Jimi Hendrix'in mezarı bu anıt içerisinde bulunmaktadır.
Jimi Hendrix'in mezarının bulunduğu anıt
Jimi Hendrix'in mezar taşı
Jimi Hendrix'in Diskografisi
Singles
1. "Hey Joe" 1966
2. "Purple Haze" 1967
3. "The Wind Cries Mary" 1967
4. "Burning of the Midnight Lamp" 1967
5. "Foxey Lady" 1967
6. "Up from the Skies" 1968
7. "All Along the Watchtower" 1968
8. "Crosstown Traffic" 1968
9. "Stone Free" 1969
10. "Let Me Light Your Fire" 1969
11. "Stepping Stone" 1970
Stüdyo Albümleri
1. "Are You Experienced" 1967
2. "Axis: Bold as Love" 1967
3. "Electric Ladyland" 1968
Canlı Kayıt Albümler
1. "Band of Gypsys" 1970
2. "Historic Performances Recorded at the Monterey International Pop Festival" 1970
Derleme Albümler
1. "Smash Hits" 1968
2. "Electric Jimi Hendrix"
Jimi Hendrix'in Ölümünden Sonraki Diskografisi
Singles
1. "Voodoo Child" 1970
2. "No Such Animal" 1970
3. "Freedom" 1971
4. "Angel" 1971
5. "Gypsy Eyes/Remember" 1971
6. "Johnny B. Goode" 1972
7. "Hear My Train a Comin" 1973
8. "Purple Haze" 1983
9. "All Along the Watchtower" 1983
10. "Day Tripper" 1988
11. "Crosstown Traffic/Voodoo Child 1990
12. "Can You Please Crawl Out Your Window?" 1998
Stüdyo Albümleri
1. "The Cry of Love" 1971
2. "Rainbow Bridge" 1971
3. "War Heroes" 1972
4. "Loose Ends" 1974
5. "Crash Landing" 1975
6. "Midnight Lightning" 1975
7. "Nine to the Universe" 1980
8. "Radio One" 1988
Canlı Kayıt Albümler
1. "Experience" 1971
2. "Isle of Wight" 1971
3. "Hendrix in the West" 1972
4. "More Experience" 1972
5. "The Jimi Hendrix Concerts" 1982
6. "Jimi Plays Monterey" 1986
7. "Johnny B. Goode" 1986
8. "Band of Gypsys 2" 1986
9. "Live at Winterland" 1987
10. "Bleeding Heart" 1994
11. "Woodstock" 1994
12. " Live at the Fillmore East" 1999
13. "Live at Woodstock" 1999
14. "Blue Wild Angel: Live at the Isle of Wight" 2002
15. "Live at Berkeley" 2003
16. " Live at Monterey" 2007
Derleme Albümler ve Albüm Setleri
1. "Sound Track Recordings from the Film Jimi Hendrix" 1973
2. "Musique Originale du Film Jimi Plays Berkeley" 1975
3. "Re-Experienced" 1975
4. "The Essential Jimi Hendrix" 1978
5. "The Essential Jimi Hendrix Volume Two" 1979
6. "Stone Free" 1981
7. "The Singles Album" 1983
8. "Kiss the Sky" 1984
9. "The Essential Jimi Hendrix Volumes One and Two" 1989
10. "Live & Unreleased: The Radio Show" 1989
11. " Cornerstones: 1967-1970" 1990
12. "Lifelines: The Jimi Hendrix Story" 1990
13. "Sessions" 1991
14. "Footlights" 1991
15. "Stages" 1991
16. "The Ultimate Experience" 1992
17. "Blues" 1994
18. "Voodoo Soup" 1995
19. "First Rays of the New Rising Sun" 1997
20. "South Saturn Delta" 1997
21. "BBC Sessions" 1998
22. "Experience Hendrix: The Best of Jimi Hendrix" 1998
23. " The Jimi Hendrix Experience" 2000
24. " The Jimi Hendrix Experience" 2001
25. " The Singles Collection" 2003
26. "Martin Scorsese Presents the Blues: Jimi Hendrix" 2003
Band of Gypsys Albüm Kapağı
Abd, Seattle Jimi Hendrix Heykeli
(#224032, 13/12/2008 20:55)
6 ağustos 1981 tarihinde fildişi sahilleri'nin abidjan kentinde doğmuş olan fildişi sahilli futbolcudur. kendisi sağ kanat ve forvet mevkilerinde oynamaktadır. kendisi 1.84 m. boyunda olup fildişi sahilleri a milli takımı'nda 46 maçta forma giyip 9 gol atmıştır. sırasıyla 2000 yılında fildişi sahilleri'nin africa sports takımında, 2000-2001 sezonunda tunus'un etoil du sahel takımında, 2001-2002 sezonunda birleşik arap emirlikleri'nin al-ain takımında, 2002-2005 yılları arasında katar'ın al-saad takımında, 2005-2007 yılları arasında fransa'nın lille takımında ve son olarak 2007-2009 yılları arasında fransa'nın olympique lyon takımında forma giymiştir. 2009-2010 sezonuyla birlikte ülkemizde galatasaray sk'ya transfer olmuştur. lille takımında forma giyerken 2007 yılında takım arkadaşı mathieu bodmer ile birlikte olympique lyon'a transfer olmuştur. 2007 yılında olympique lyon takımı abdul kader keita için 16 milyon euro bonservis parası ödemiştir. oyuncunun menejeri alfred obrou'dur. 2007 yılında fildiş sahilleri'nde yılın oyuncusu ödüllerinde didier drogba'nın arkasında ikinci olmuştur.
yorum: abdul kader keita lyon takımına büyük umutlar ve 16 milyon euro gibi o kulüp için önemli bir bonservis parasıyla transfer edilmiştir. fakat bu kadar büyük bonservis parası verilen bir oyuncunun 2 sezon sonrasında gönderilmesinin tek anlamı beklentilere karşılık verememesidir. tüm bu olumsuz duruma karşın abdul kader keita'nin özellikle güçlü fiziğiyle süper lig'de çok başarılı olacağını düşünmekteyim. bunun en önemli nedeni bugüne kadar oynamış olduğu tüm takımlarda gösterdiği istikrardır. lyon gibi fransa'nın en önemli takımında iki sezonda 52 maçta oynamıştır. bu rakamlarda zaten oyuncunun istikrarını göstermektedir. takıma ilk geldiği yıl fransa ligi şampiyonu olmalarına rağmen lyon bu sene çok başarısız bir sezon geçirdi ve bana kalırsa abdul kader keita'da bu kötü gidişin kurbanlarından oldu. kesinlikle galatasaray son yıllarda yapmış olduğu transfer politikasına uygun bir şekilde çok başarılı bir transfere imza atmıştır. özellikle son yıllarda görüldüğü gibi galatasaray 30'lu yaşlarına yaklaşmaya başlayan ya kariyerinde inişe geçmiş ya da başarı düzeyi ortalarda olan çok kaliteli transferler yapmıştır. bunların en önemli örnekleri shabani nonda, harry kewell, cassio lincoln, milan baros ve tobias linderoth'dur. linderoth'un tamamiyle bir menejer oyununa kurban gidilip müzmin sakat olmasına rağmen transfer edilmiş olması ve lincoln'ün de sorunluğu kişiliği haricinde nonda, kewell ve baros transferleri çok başarılı olunmuştur. ve ben inanıyorumki abdul kader keita hem galatasaray ile kariyerinde yeni bir başlangınca imza atacaktır hem de göstereceği başarılı performans sayesinde galatasaray'ı yükseliş trendine sokacaktır. futbolseverlere bu transfer hayırlı ve uğurlu olsun.
abdul kader keita videoları
1. http://tiny.cc/uohuc youtube videosu
2. http://tiny.cc/wdfmh youtube videosu

(#246603, 02/07/2009 13:01)
klavyede direk olarak kullanılamayan ancak bir başka tuşla kullanıldığında bir görevi yerine getirebilen tuştur. ör: ctrl+alt+delete. ctrl aynı zamanda bir kısaltma olup açılımı ingilizce control kelimesi olup bunun türkçe karşılığı ise kontrol demektir.
aşağıda listeli halde ctrl ile birlikte kullanıldığında bir görevi yerine getiren tuş kombinasyonları yer alacaktır.
1. (bkz: ctrl artı)
2. (bkz: ctrl eksi)
3. (bkz: ctrl 0)
4. (bkz: ctrl 1)
5. (bkz: ctrl 2)
6. (bkz: ctrl 5)
7. (bkz: ctrl a)
8. (bkz: ctrl alt del)
9. (bkz: ctrl alt ı)
10. (bkz: ctrl alt shift print screen)
11. (bkz: ctrl b)
12. (bkz: ctrl backspace)
13. (bkz: ctrl c)
14. (bkz: ctrl d)
15. (bkz: ctrl e)
16. (bkz: ctrl enter)
17. (bkz: ctrl end)
18. (bkz: ctrl f)
19. (bkz: ctrl f1)
20. (bkz: ctrl f4)
21. (bkz: ctrl f5)
22. (bkz: ctrl f6)
23. (bkz: ctrl g)
24. (bkz: ctrl h)
25. (bkz: ctrl home)
26. (bkz: ctrl i)
27. (bkz: ctrl j)
28. (bkz: ctrl k)
29. (bkz: ctrl l)
30. (bkz: ctrl m)
31. (bkz: ctrl n)
32. (bkz: ctrl o)
33. (bkz: ctrl p)
34. (bkz: ctrl page down)
35. (bkz: ctrl page up)
36. (bkz: ctrl q)
37. (bkz: ctrl r)
38. (bkz: ctrl s)
39. (bkz: ctrl shift b)
40. (bkz: ctrl shift c)
41. (bkz: ctrl shift d)
42. (bkz: ctrl shift del)
43. (bkz: ctrl shift enter)
44. (bkz: ctrl shift esc)
45. (bkz: ctrl shift f)
46. (bkz: ctrl shift g)
47. (bkz: ctrl shift h)
48. (bkz: ctrl shift j)
49. (bkz: ctrl shift k)
50. (bkz: ctrl shift m)
51. (bkz: ctrl shift n)
52. (bkz: ctrl shift o)
53. (bkz: ctrl shift q)
54. (bkz: ctrl shift s)
55. (bkz: ctrl shift t)
56. (bkz: ctrl shift w)
57. (bkz: ctrl space)
58. (bkz: ctrl t)
59. (bkz: ctrl tab)
60. (bkz: ctrl u)
61. (bkz: ctrl v)
62. (bkz: ctrl w)
63. (bkz: ctrl x)
64. (bkz: ctrl y)
65. (bkz: ctrl z)
(#247400, 07/07/2009 19:38)
13 haziran 1980 tarihine ıngiltere'nin sutton coldfield kasabasında doğmuş olan ingiliz futbolcudur. kendisi forvet mevkinde oynamaktadır. 1.75 m. boyundadır ve ingitere a milli takımı'nda 22 maçta 6 gol atmıştır. sırasıyla 1998-2005 tarihleri arası aston villa ve 2005-2009 tarihleri arası manchester city takımlarında forma giymiştir. 2009-2010 sezonu itibariyle süper lig'de mke ankaragücü takımında forma giyecektir.
yorum: darius vassell ingiltere premier league'de 265 maçta 52 gol atmış bir oyuncudur. bir anadolu takımının, hele ki ankaragücü gibi bir takımında daha 30 yaşına bile gelmemiş ingiltere milli takımında forma giymiş ( hem de 22 kez) bir oyuncuyu transfer etmesi gerçekten büyük bir transfer başarısıdır. darius vassell 2008-2009 sezonuna kadar çok istikrarlı bir grafiği olan bir futbolcuydu. fakat geçtiğimiz sezon sadece 8 maçta forma giydi, bu da insanın kafasında ufakta olsa bir şüphe uyandırıyor. ama zaten kariyerinde bir düşüş olmasa ne işi var ankaragücü'nde bu da ayrı bir konu. vassell forvet mevkinde oynayan bir oyuncu olmasına rağmen attığı gol sayısı ofansif orta saha bir oyuncunun gol sayısından bile daha azdır. o yüzden süper lig premier league'e göre daha zayıf bir lig olmasına rağmen vassel tonla gol atmayacaktır. en fazla gol attığı sezon 2001-2002 sezonudur ve o sezonda aston villa forması altında 12 gol kaydetmiştir. benim tahminime göre ne kadar kaliteli bir oyuncu olursa olsun geçtiğimiz sezon kayserispor'a yine premier league'den gelen julius aghahowa gibi olma ihtimali yüksektir. (bilindiği gibi geçtiğimiz sezon aghahowa 34 maçta sadece 6 gol atmıştır). umarım ingiliz futbolcuların çokça yaşadığı bir konu olan uyum problemi yaşamaz ve umarım aghahowa'ya göre daha başarılı bir performans sergiler. son sezon performansı kötü olmasına ve az gol atan bir forvet olmasına rağmen gerçekten ankaragücü gibi bir kulüp için çok büyük bir transferdir. tüm ankaragücü taraftarlarına ve camiasına hayırlı ve uğurlu olsun.

(#246627, 02/07/2009 15:13)
Yarışma programı denilince ülkemizde trt'nin daha fazla izlenildiği zamanlarda "bir kelime bir işlem" gibi bilgiyi sınamaya yönelik, kaliteli yarışmalar akla gelirdi. daha sonraları özel kanalların izlenirliği arttığı 2000'li yılların başlarında özellikle dünyanın bir çok ülkesinde yayınlanan türkiye'de de ismi "kim 500 milyar ister" olan ilk olarak show tv'de kenan ışık'ın sunumuyla gerçekleştirilen yarışma programı sayesinde ülkemizde yeniden bir yarışma furyası başlamıştı. tabi bu program iyi rating oranı tutturunca onun kadar kaliteli olmayan kısa süreli yayın hayatına devam edebilmiş taklitleri de çıkmıştır. fakat bu taklitler "kim 500 milyar ister" kadar kaliteli olmasa da yine de belli bir niteliği olan, bilgiyi sınamaya yönelik programlardı. şimdiye kadar sıralamış olduğum tüm bu yarışma programlarının bir niteliği, belli bir düzeyi vardı. şimdi asıl eleştirmiş olduğum yarışma programlarına gelelim. hiçbir niteliği olmayan bu yarışma programları ilk olarak yurt dışında büyük bir popülarite sağlayan big brothers programının devşirilmesinden oluşmuş bbg (biri bizi gözetliyor) adlı programla ülkemizde başlamıştır. adından da anlaşılabileceği üzre bir eve toplanan kişilerin hayatlarının gözetlenmesinden oluşan garip, hiçbir mânası olmayan, herhangi bir amaç gütmeyen bu programla ülkemizde niteliksiz yarışma programları furyası başlamıştır. bu programın fazlasıyla rating toplamasından ötürü rating iştahı kabaran televizyon yöneticileri farklı konularda ama aynı kalitesizliği! koruyarak çeşitli yarışma programları düzenlemeye başladılar. hatta bu programlar öyle bir boyuta taşındı ki bunların bazılarında hem sabah programlarında, hem öğlen vakti canlı yayınlanmak üzere ayrı bir program halinde, hem de akşamları prime time diliminde ayrı bir program halinde yayınlanmaya başladılar. yani anlaşılacağı üzre bir tv programından üç ayrı program elde etmek gibi bir durumla karşı karşıya kalındı. bu düzeysiz yarışma programlarıyla yapılan tv izleyicisi halkın izleme algısına bombardıman ederek böyle programları kabul edilebilir ve izlenebilir kılmaktır. kimisi yayından kalkmış, kimisi ise hâla yayında olan bu programların bazılarını adlarıyla liste halinde belirtelim.
1. Biri Bizi Gözetliyor: Amacı insanların günlük yaşamlarını canlı yayında vererek adeta izleyiciye televizyon röntgencinliği yaptırmaktı.
2. Dokun Bana: Bir otomobile dokunan yarışmacılardan en uzun süre kesintisiz olarak araca dokunanın o otomobili kazanmasına dayanan bir yarışmaydı. bu programı yarışmacısına işkence yapan yarışmalar listesi yapsak kesinlikle bir numaraya koyabileceğimiz garip bir yarışmaydı.
3. Ben Evleniyorum: 3 kadın ve 12 erkeği bir evde toplayıp bu 3 kadını 12 erkekten seçtikleriyle evlendirmeye kalkan ve yine bbg örneğinde olduğu gibi evin içindeki yaşanılan tüm hayatı canlı yayın veren, yani toplumu röntgencilik yaptırmaya çalışan bir evlilik&yarışma programıydı.
4. Biz Evleniyoruz: Bu programda "Ben Evleniyorum" adlı yarışmanın ad değiştirmiş ve formatında ufak bir değişikliğe gidilmiş haliydi. bu yarışma 3 erkek 12 kadından oluşan bir format şeklinde yapılmıştı. aynı düzeysizlik tıpkı "ben evleniyorum" programında olduğu gibi bu programda da devam etmiştir.
5. Gelinim Olur Musun?: "Ben Evleniyorum", "Biz Evleniyoruz" tarzı programların formatında olan sadece burada potansiyel kaynanaların da bir şekilde programa dahil olduğu rezilliğin diz boyu olup tavan yaptığı gelin&kaynana formatlı bir yarışma programıydı.
6. Size Anne Diyebilir Miyim?: "Gelinim olur musun?" yarışma programının ad ve kanal değiştirmiş halidir. aynı diz boyu rezillik burada da devam etmiştir.
7. Kalplerde İkinci Bahar: "Biz Evleniyoruz" programının orta yaş grubu için yapılmış olanıdır. bu programda da tıpkı diğer evlilik yarışmaları gibi yine rezillik tavan yapmıştır.
8. Güzel ve Dahi: Bu program türk televizyonculuk tarihinin en berbat ve en rezil yarışma programıydı. öyle bir rezillik ki, yarışmanın adı bile aslında bu rezilliği anlatmaya yeter. 8 güzel! (sıradan bir bilgiyi dahi bilemeyecek kadar bilgisiz veya bilgisiz numarasına yatan), 8 dahi! (bu yarışmaya katılarak zaten çok üstün! zekalarını kanıtlamış olan) erkeğin bir evde eşleştirilmesinden oluşan bir yarışma programıydı. bu programın daha ilk haftasından rezilliğe rezillik katarak kızların yarışmacı erkek partneri önünde masa üzeri dans etmiştir. allahtan yapılan bu rezillikler rtük'ün tepkisini çekmiş ve program erken bir finalle kısa sürede bitirilmiştir.
9. Buzda Dans: Buzda Dans ise bu niteliksiz yarışmalara bir yenilik getirilmiş ve ünlülerde yarışmaya dahil edilmiştir. yarışmada 10 ünlü! (asena, tuğba ekinci gibi) ve 10 tane de dünyaca ünlü buz pateni sporcusuyla birlikte eşli olarak yarışmışlardır. bu programda ayrıca rating oranlarına tavan yaptırmak için acayip ve sürekli konuştuklarıyla polemik yaratan bir jüri eklenmiş böylece kalitesizliğe yeni bir boyut kazandırılmıştır.
10. Survivor: Acun Ilıcalı'nın sunmuş olduğu yeni bölümü 2009 yılının ağustos ayından itibaren yayınlanacak olan yarışmacıların ıssız bir adaya götürülerek orada yarıştırılmasıyla oluşan bir programdır. bu yarışma o kadar saçma bir programdır ki türkiye-yunanistan ve galatasaray-fenerbahçe gibi serileride olan ve aşırı rekabet nedenli bir nevi insanları şiddete yönlendiren bir yarışmadır. hatta öyle bir yarışma ki türkiye-yunanistan serisinde programın kanalında dönen reklamında bir yarışmacının şu kelimeleri kullandığı görülmektedir; "yunanlılardan biri ölse var ya, umrumda bile olmaz". böyle ifadeleri olan bir yarışmanın ne kadar kötü ve rezil olduğunu daha fazla anlatmaya lüzum yok sanırım.
11. Fear Factor: Yine Acun Ilıcalı'nun sunduğu bu yarışmanın diğer yarışmalardan bir farkı kalitesizliğinin yanı sıra bir de yarışmanın format olarak da iğrençlikleri barındırmasıdır.
bir örneği için: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=69224
sanırım linkte de görülen görüntülerden sonra bu yarışmayla ilgili fazla bir yorum yapmaya gerek yok.
12. Şarkı Söylemek Lazım: Bu yarışmada müzik camiasının içinde yer almayan ünlülerle! (esra ve ceyda ceyhan kardeşler gibi), şarkıcı olan ünlülerin (asuman krause gibi) eşli olarak birlikte yarıştığı bir programdı. bu programda hem jüri üyeleri hem de programa katılan yarışmacıların türlü türlü rezillikleriyle türk televizyonculuk tarihine rezillik abidesi olarak damga vurulmuştur.
13. Yemekteyiz: Bu programda yine yurt dışı formatlı olup türkiye'ye uyarlanmış bir versiyondur. yarışmada 5 tane çeşitli meslek gruplarından amatör aşçının yemek yaparak yarıştığı bir programdır. yarışmada her hafta bir başka yarışmacıya diğer yarışmacılar konuk olup evini açan yarışmacının yaptığı yemekleri tadıp eleştirilerini yapmakta ve bunun sonucunda da puan vermektedirler. yukarıda sayılan diğer yarışmalara göre içerik anlamında biraz daha iyi olmasına rağmen özellikle eleştiri ve puan verme bölümlerinde ciddi seviyesizlikler yaşanılan bir yarışmadır.
14. Var Mısın Yok Musun?: 24 yarışmacının yarışmış olduğu, her hafta bir yarışmacının kutu seçerek tamamen tesadüfi olarak yarışmaya katıldığı ve yarışma esnasında seçtiği kutulara göre büyük miktarlarda (500.000 tl) gibi parayı tamamiyle şansıyla kazandığı bir yarışmadır. bu yarışmanın diğerlerinden farkı kalitesizliği bir yana, insanlara şansınız yardımıyla da para kazanabilirsiniz imajını vermektedir. yani topluma bu yarışma "yarışmamıza katılın hiç çalışmanıza da gerek yok, hiç emek harcamadan bakın insanlar nasıl da para kazanıyorlar" fikrini tv yardımıyla insanların beynine yerleştirerek kolay yoldan para kazanmanın "büyüsünü" izleyiciye vermeye çalışmaktadır. bu programda kalitesizlikten başka sosyolojik olarak da toplumda tahribat yaratan bir durumda söz konusudur.
Sonuç: Hiçbir niteliği olmayan bu yarışma programları izleyici üzerinde ciddi tahribatlara yol açmaktadır. Bu yarışmalar yukarıda da belirtildiği gibi kimi zaman Fear Factor gibi içinde her türlü iğrençliği barındırır şekilde olmakta, kimi zaman ise tıpkı Var Mısın Yok Musun? programında olduğu gibi tamamen şans eseri, kişinin hiçbir niteliğine dayanmadan havadan para kazanmasına yönelik olmaktadır. Yukarıda eleştirilen bu 14 program belirli zaman aralıklarında televizyonlarda yer almış ve ciddi rating oranları toplamıştır. Tabiki bu programların dışında da niteliksiz bazı yarışma programları televizyonlarda yer almış olsa da burada içlerinden en önemlileri seçilip, eleştiri konusu edilmiştir. Aslında en önemli soru şudur, Türk halkı nasıl oluyor da bu kadar seviyesiz yarışma programlarını izleyebiliyor? bu sorunun cevabı aslında çok basit. belli başlı bilinen, büyük televizyon kanallarında prime time denilen insanların en çok televizyon izlediği zaman diliminde yayınlanan tüm tv programları seviyesiz hatta vasat bile denemeyecek kadar kötü olduğu için doğal olarak insanlarda bu kötü programlar arasından seçim yapmak durumunda kalmaktadırlar. yani izleyici o an bu kötü yarışmalardan birisini izlemese dahi belki başka bir büyük! tv kanalında kalitesiz bir diziyi veya seviyesiz bir magazin programını izleyecektir. o yüzden bu programları izliyorlar diye izleyiciyi suçlamaya hakkımız yoktur. burada asıl suçlanması gereken gözleri rating hırsı bürümüş televizyon yöneticileri ve bu programları yeterli düzeyde denetlemeyen rtük'tür.
(#249895, 01/08/2009 20:48)
yaşamak, gözlerinde yaşamak, kelimelerin büyülü dünyasında yaşamak. kimi zaman o kadar yalnızım ki bu yaşam denilen kör kuyunun içinde. ve kimi zaman öylesine zor ki sensizlik. bedenim nefessiz kaldı bugün, boğuluyor sensizliğin verdiği acı uğultuların eşliğinde ve özgürlüğünü istiyor yaşam denilen o sonsuzluk halesinden. işte bu gece nefessiz kalmış bedenime bir damla can versin diye nefesini bekliyor kalbim. ve bu sabahın fecrinde gözlerindeki o altın sarısı ışığı görememektir yoksulluğum. bazen kendime soruyorum peki yaşamak nedir? biliyormusun kalbim tek bir cevap veriyor "yaşamak daha sabahın ilk ışıklarında gözlerindeki o altuni ışığı görmektir ve yaşamak senin gözlerindeki zerin zerresinde gizlidir."
(#249935, 03/08/2009 00:15)
bir aşktı benimkisi sadece sana yazılan
yere düşerken eriyip su olan kar taneleri gibi
kalbimden çıkamayıp aklımda yazılı kalan
kaleme dökülemedikçe hüznü beni saran
bir aşktı benimkisi sadece sana yazılan
şiirlerin mısralarında eriyip giden
belkide bir rüyaydı benimkisi
gözyaşlarımla bir hayale akıp giden
bir aşktı benimkisi sadece sana yazılan
karşılıksızca sadece gözlerine olan
bir tutkuydu kalbimden gözlerine akan
ve ben o tutkunun umutsuz esiriydim
bir aşktı benimkisi sadece sana yazılan
gözyaşlarımla damla damla ıslattığım
beni bulutların üzerinde umarsızca gezdiren
bakmaktan kendimi alamadığım güzel gözlerindi
bir aşktı benimkisi sadece sana yazılan
kalbimde bitip tükenmeyen ve sürekli artan
sözlerle anlatamadığım için ateşi kalbimi yakan
ben sadece aşıktım ve ne yazık ki sonu yoktu bu aşkın.
23/12/2007
(#250006, 04/08/2009 00:11)
yeni zelanda'nın maori dili'nde olan geleneksel adı "aotearoa" dır. bu ülkenin başkenti wellington olup en büyük şehri auckland'dir. ülkenin resmi dili ingilizce olup bunun yanı sıra maori yerlilerinin dili de konuşulmaktadır. yeni zelanda okyanusya kıtasında yer almakta olup yüzölçümü 268,680 km2'dir. nüfusu 2008 yılı rakamlarına göre 4,280,000 olup para birimi yeni zelanda doları'dır. bağımsızlığını 26 eylül 1907 tarihinde birleşik krallık'tan kazanmıştır. ülkenin idari yapısı parlementer demokrasi ve anayasal monarşidir. ülkenin internet alan kodu (.nz) olup uluslararası ülke telefon çıkış kodu 0064'tür.
(#223601, 10/12/2008 16:33)
türk alfabesinin 13. harfidir.
(#223692, 11/12/2008 13:08)
--- alıntı ---
kandaki şeker düzeyini dengeleyen insülin hormonunun; üretilememesi veya yeterli salgılanmasına rağmen vücut tarafından kullanılamamasıdır. kelime anlamı diabetes = akıp giden; mellitus= ballı idrar anlamındadır.
günümüzde sıklığı ve önemi giderek artmakta olan bu hastalık aslında 2.yy'da ülkemizin kapadokya bölgesinde arateus isimli bilim adamı tarafından tanımlanmış; ancak tedavisinde başarı 1921'de insülinin keşfiyle sağlanmış; günümüzde ilerleyen teknoloji sayesinde diyabetlilerin yaşam süresini ve kalitesini artırmak hedeflenmiştir.hastalığı anlamak, tedavi etmek ve korumak için öncelikle vücudumuzun normal çalışma düzenini bilmeliyiz.
vücudumuzun normal çalışma düzeni nedir?
tıpkı bir otomobilin harekete geçmesi için lazım olan benzin gibi günlük yaşantımızın sağlıklı sürdürülmesi için de enerjiye ihtiyacımız vardır.
her insanın enerji ihtiyacı farklı olup, vücut ağırlığı, yaş, cinsiyet ve fizik aktivite ile ilgilidir ve yediğimiz yiyeceklerden sağlanır.
yiyecekler, karbonhidrat (şeker), protein ve yağ olmak üzere 3 ana besin öğesi içerir. her birinin belirli ölçülerde enerji verme özelliği olmakla birlikte, asıl görevi vücuda enerji sağlamak olan besinler karbonhidratlardır.
vücudumuza gerekli enerji temini nasıl gerçekleşir?
yiyecekler sindirim enzimleri sayesinde ağızdan başlayarak aşama aşama sindirilir ve en küçük birimleri olan "glukoz = şeker" biçiminde emilmeye hazır hale gelirler, bağırsaklardan emilerek kana karışan şekerin bir bölümü enerji kaynağı olarak hücrelere giriş yapacak, fazlası ise yemek arasındaki açlık dönemlerinde ve uykuda kullanılmak üzere kas ve karaciğerde depolanacaktır.
kan akımı sayesinde hücrelere ulaşan şeker bazı hücrelere (örneğin beyin) aracısız kabul edilirken; kas ve yağ hücrelerine girişte hücre kapısını açan bir anahtara muhtaçtır. bu anahtar da insülin hormonudur. midenin arka yüzüne yerleşmiş "pankreas" denilen bir organımızdan salgılanır.
yediklerimizden enerji sağlanabilmesi için insülinin yeterli üretilmesi ve hücreler tarafından etkili kullanılması gerekir.
diyabette neler olmaktadır?
pankreastan insülin hormonu üretilememekte ya da vücutta insülin varolduğu halde hedef hücrelerde kullanılamamaktadır. yani vücutta ya anahtar yoktur, ya da genetik olarak programlanmış kilit bozukluğu mevcuttur.
sonuçta:
* glukoz hücrelere giremez; kanda artmaya başlar ve böbrek tarafından tutulamaz hale gelir, idrarda şeker çıkmaya başlar.
* kütlesi olan şeker beraberinde suyu sürükler.
* idrar miktarı artar, hasta özellikle geceleri çok idrara çıkmaya başlar. çocuk yaşlarda ise gece altını ıslatmalar başlar.
* vücut su kaybeder.
* ağız kuruluğu ve çok su içme meydana gelir.
* öte yandan aç olan hücreler enerji kaynağı olarak vücudun depolardaki enerjisini; yağlarını kullanmaya başlar, hasta zayıflar. hatta yağların kullanılmasıyla vücut için sakıncalı ürünler (keton cisimcikleri) meydana gelir, bunların birikmesi ile oluşan belirtiler fark edilememiş ise şeker komasına yol açar.
diyabette belirtiler nelerdir?
oluş mekanizmasında anlatıldığı gibi belirtiler, şekerin hücreler tarafından kullanılamayıp kanda birikmesine ya da enerji temininde yağların kullanılmasına bağlı olarak meydana gelecektir. hangi mekanizma baskınsa belirtiler ona göre değişir.
şekerin yüksek olması sonucunda:
* idrara çıkmada artış (özellikle geceleri)
* sıvı kaybı
* susama, ağız kuruması
* ciltte kuruluk
* enerji kaybı, halsizlik, çabuk yorulma
* görme bulanıklığı
keton cisimciklerin üretilmesi sonucunda:
* bulantı, kusma
* yorgunluk
* karın ağrısı
* derin solunum, solukta aseton kokusu
* baygınlık hissi, dalgınlık
* hızlı kilo kaybı
kaç çeşit diyabet vardır?
1997 amerikan diyabet birliği (ada) önerileri göz önüne alınarak bir sınıflama yapmak gerekirse başlıca: tip 1, tip 2, gestasyonel (yani gebelik esnasında oluşan) diyabet olmak üzere 3 tip diyabet vardır. ayrıca insülin zıttı hormonların hakimiyetiyle gelişen hastalıklarda, genetik kökenli bazı hallerde, bazı infeksiyon ya da ilaç ve kimyasal etkenlere bağlı olarak da şeker hastalığı görülebilir.
diyabet tipleri arasında ne fark vardır?
tip 1 diyabet = genç tipi diyabet:
* bazı toplumlarda daha sık olmakla birlikte, diyabet tanısı alan her 10 kişiden biri bu tiptendir.
* genellikle 35 yaş altında başlarsa da her yaşta görülebilir.
* kişi şişman değildir.
* belirtiler saatler, günler içerisinde ani başlar ve genellikle zayıflamayla birliktedir.
* ailede diyabet çoğunlukla yoktur.
* nedeni bağışıklık sisteminde oluşan sapmadır; yani normalde vücudu dışarıdan gelen yabancı etkenlere karşı korumakla görevli bağışıklık sisteminin herhangi bir nedenle bozularak, kendi hücrelerini de yabancıymış gibi kabul etmesi ve pankreasın insülin üreten hücrelerini hasarlandırarak yok etmesidir. sonuçta vücutta insülin yapılamamaktadır.
* tedavide mutlak insülin kullanılır.
* tedavi edilmediği durumda yaşam mümkün değildir.
tip 2 diyabet = erişkin tipi:
* diyabetlilerin %90'ı bu tiptendir.
* genellikle 35 - 40 yaştan sonra, şişman, tansiyonu ve kan yağları yüksek, hareketsiz bir yaşam tarzı olan kişilerde görülür.
* çoğunlukla ailede diyabet vardır.
* asıl problem var olan insülinin kullanılamamasıdır. ancak bu duruma sonradan insülin eksikliği de eklenebilir.
* bu kişilerde emilen şekerin hücre içine girişini sağlayan anahtar düzeyi (insülin) yeterli olmasına rağmen hücrelerin kilit sistemi bozuktur. bu nedenle yediklerimizden sindirilip, emilerek kan yoluyla hücrelerin kapısına gelen şeker hücre içine giremez; kanda birikir. fazlası idrarla atılmaya başlar. kütlesi olan şeker beraberinde suyu da sürüklediğinden kişi çok idrara çıkmaya ve su kaybettiğinden çok su içmeye başlar. öte yandan aç olan hücreler glukozu içeriye davet için daha fazla anahtar gerektiğini beyine aktarırlar; beyin de pankreasa daha fazla insülin salgılaması emrini gönderir. daha fazla üretilen, ancak hücrelerin bozuk kilidi nedeniyle kullanılamayan insülinin kandaki düzeyi artar, bu da kişide iştahı arttırır. gıdayla alınan, ancak kullanılamayıp hücre kapısında ve kanda artan şeker kısır bir döngüye yol açacak, devamlı uyarılan pankreas yorularak iflas edecektir. öte yandan enerji temin edemeyen hücreler yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için diğer enerji depolarını (kas ve yağ) tüketecek ve kişi zayıflayacaktır.
* tip 2 diyabetikler anlatılan bu geniş yelpazede bulundukları konuma değişen belirtilerle karşımıza gelir. belirtiler yıllar içinde yavaş gelişir. hastaların %29'u tesadüfen tanınırken, %53'ünde başlangıç belirti ve bulguları (ağız kuruluğu, sık idrar yapma, açlık hissinde artış, yorgunluk) vardır. %16'sı infeksiyon (kuru ve kaşıntılı cilt, yaraların geç iyileşmesi) ile, %2'si organ hasarı (ellerde ve ayaklarda uyuşukluk, bulanık görme) nedeniyle teşhis edilirler.
* pek çok ülkede diyabet, önde gelen ilk 7 ölüm sebebi arasındadır ve körlük, böbrek yetersizliği ile amputasyonların (bacak kesilmesi) başlıca sebebidir. diyabetlileri ölüme götüren sebepler ise kalp kizi, inme gibi kalp damar sorunlarıdır.
* tedavisinde dengeli beslenme ve düzenli egzersiz ile uzun yıllar ilaca ihtiyaç duyulmayabilir. şeker kontrolünün sadece beslenme ve egzersiz programlarıyla sağlanamadığı hallerde önce ağızdan şeker düşürücü haplar kullanılır, gereğinde insülin eklenir.
diyabet tanısı nasıl konur?
diyabet tanısı, dünya sağlık teşkilatı (who), amerikan diyabet cemiyeti (ada) ve uluslararası diyabet grubu (nddg) gibi uluslararası kuruluşların koyduğu ölçütlerle yapılmaktadır.
değerlendirme, örneğin alındığı zaman (açlık ya da tokluk), sayısı (en az 2 kez olmalı) ve alındığı yer (venöz tam kan, venöz plazma ya da periferik kan) ve tetkikte kullanılan metod (glukoz oksidaz ya da somogy) dikkate alınarak yapılmalıdır.
* belirtileri mevcut bir kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glukoz değerinin 200 mg/dl ya da en az 8 saatlik açlık sonrası ölçümünün 126 mg/dl'nin üzerinde olması diyabet tanısı için yeterlidir.
* tanıda esas zorluk, belirtileri olmayan fakat risk taşıyan kişilerdedir. böyle kişilerde açlık glukoz değeri normal sınırlardadır. tanı, şeker yükleme testi (ogtt) ile konur. içinde 75 gram şeker eritilerek hazırlanan bir bardak su, 8-10 saatlik bir açlığı takiben kişiye içirilir. ölçülen 2. saat kan şekerinin 140 mg/dl altında olması, kişide şeker hastalığı olmadığını; değerin 200 mg/dl üzerinde saptanması kişinin diyabetli olduğunu gösterir. eğer 2. saat değeri 140-199 mg/dl düzeylerinde ise bunun anlamı, kişinin gizli şeker hastası olduğudur.
diyabet sıklığı nedir?
yaşam süresinin uzaması ve değişen yaşam biçimi ve koşulları nedeniyle dünyada sıklığı giderek artmaktadır. 2000 itibarıyla 175 milyon diyabetli vardır; 10 yıl içinde sayının 240 milyonu bulacağı sanılmaktadır.
ülkemizde ise 1997'de istanbul tıp fakültesi - sağlık bakanlığı işbirliği çerçevesinde yapılan türkiye epidemiyoloji çalışmasında, yaş dekadları, yerleşim birimleri ve cinsiyet dağılımları bazında, tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiş 20 yaş üzerinde 24.788 birey, şeker yükleme testine tabi tutularak değerlendirilmiştir. bu çalışmanın sonuçları göstermiştir ki bölgelere göre değişmekle birlikte ülkemizde her 100 kişiden 7'si diyabetlidir. bunların 1/3'ü diyabetinin farkında değildir. hemen hemen her 100 kişiden 6'sı gizli şeker hastasıdır.
kimler diyabet riski taşımaktadır?
tip 1 diyabet açısından riskli olan kişiler, tip 1 diyabetlinin birinci derece akrabaları ve diyabete yatkın doku grubu taşıyanlardır.
tip 2 diyabetin gelişmesi açısından riskli olan gruplar ise şunlardır:
* ailede 5'ten fazla diyabet bulunan kişiler.
* tek yumurta ikiz kardeşi şeker hastası olanlar.
* iri bebek doğuran, sık ölü doğum ve tekrarlayan çok sayıda düşük yapan, yumurtalık kisti olan (polikistik over) kadınlar.
* gebeliği esnasında şeker hastalığı tanısı konmuş olanlar.
* şişman, tansiyonu yüksek, kan yağları yüksek ve kalp-damar hastalığı olanlar.
her gizli şekeri olan aşikar diyabetli olur mu?
yapılan büyük ölçekli çalışmalarda gizli diyabeti olan herkeste aşikar tip 2 diyabet gelişmediği; fakat herhangi bir girişim yapılmadığı takdirde kişilerin %29 - 55'inde 3 yıl içinde tip 2 diyabet gelişebileceği gösterilmiştir.
"gizli şeker" döneminden diyabete geçiş önlenebilir mi?
hastalıktan korunmanın en etkin yolu, riskli gruptaki kişilerin bilinmesi ve düzenli aralıklarla izlenmesidir. izlenme yalnızca açlık kan şekeri değil, tokluk kan şekeri, hba1c gibi laboratuar tetkikleriyle yapılmalıdır.
eğer bu dönemde önlenebilirse yol açacağı pek çok sorun daha başlangıçta çözümlenebilir. tip 2 diyabet açısından risk taşıyan grupta hastalığın aşikar hale gelişini engelleyen koruma tedbirleri rafine şekerden arıtılmış, liften zengin, sebze ve bitkisel yağ ağırlıklı, kolesterolden fakir, normal ya da düşük kalorili dengeli bir beslenme, egzersiz, spor ve aktif bir yaşamdır.
diyabetin geciktirilmesinde diyet ve egzersizin rolü nedir?
dengeli, sağlıklı beslenme programı ve egzersiz ile ideal ağırlığınızı sağlayınız. esas olan dengeli, düzenli ve sağlıklı beslenmedir.
sağlıklı beslenmenin kuralları şunlardır:
* gereken miktarlarda enerji veren besin çeşitliliği yaratınız.
* rafine şeker tüketiminin kısıtlanması, doymuş yağ ve kolesterolden zengin olan et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi yiyeceklerin belirli miktarlarda tüketilmesi, az ve sık yemek yenmesi gerekir.
* daha fazla posa yeyiniz; daha az tuz tüketiniz.
* haftada en az 3 kez, 30 dakika sürecek şekilde, fizyolojik etki yaratacak egzersiz programı düzenlenmelidir. egzersiz 5 - 10 dakikalık ısınma ile başlamalı, 20 - 30 dakika önerilen en yüksek kalp hızının %70'ine ulaşacak şekilde sürdürülmeli ve 10 - 15 dakikada tempo azaltılarak tamamlanmalıdır. ulaşılması gereken kalp hızı her yaşta farklıdır. 220 sayısından kişinin yaşının çıkartılması işlemiyle hesaplanır. ideal sporlar aerobik egzersizler olup, bunun yanı sıra yürüyüş, bisiklet çevirme ve yüzmedir.
yaşam biçimi değişiklikleri (sağlıklı beslenme + egzersiz) yapabilen riskli kişilerde diyabetin ortaya çıkışının %58 oranda önlenebildiği gösterilmiştir. bu nedenle çalışmalar diyabetin önlenebilirliği yönünde yoğunlaştırılmıştır.
diyabetin geciktirilmesinde ilaçların yeri, rolü nedir?
diyabete dönüşü engelleyen ya da geciktiren ilaçların araştırıldığı çalışmalarda pek çok ilaç denenmiş, hiçbirinin dengeli, düzenli beslenme ve her gün 30 dakikalık yürüyüşten ibaret olan yaşam biçimi değişikliğine üstünlüğü olmadığı gösterilmiştir.
sonuç olarak
gizli şekerin aşikar hale geçişini önlemek ya da geciktirmek elinizdedir. ancak günümüzde hiçbir ilaç, diyabetin belirtisi olmayan döneminde kullanılmak üzere onaylanmamıştır.
o halde diyabet riskiniz varsa:
* sık ve az; dengeli, düzenli besleniniz
* her gün en az yarım saat yürüyüş yapınız.
* tansiyonunuza sık sık baktırınız; yüksekse ne yapmanız gerektiğini doktorunuza danışınız.
* kan yağlarınızı belli aralıklarla ölçtürüp, yüksekse gereken tedaviyi uygulayınız.
* sigara içmeyiniz.
* 35 yaşın üzerinde iseniz her yıl şeker yükleme testi yaptırınız.
--- alıntı ---
kaynak: http://www.saglik-info.com
(#223750, 11/12/2008 21:33)