ulak, yönetmenliğini ve senaristliğini çağan ırmak'ın yaptığı 25 ocak 2008 tarihinde gösterime girmiş olan fantastik/dram türünde bir türk sinema filmidir. filmin süresi 109 dakika olup yapımcılığını avşar film üstlenmiştir.
Filmin Oyuncu Kadrosu
1. Çetin Tekindor
2. Hümeyra
3. Yetkin Dikinciler
4. Cemal Hunal
5. Ömer Hüsnü Turat
6. Melis Birkan
7. Şerif Sezer
8. Feride Çetin
9. Atakan Yağız
10. Kaya Akkaya
filmin setinden bir görüntü
Filmin Konusu Hakkında
ilk olarak filmin konusu hakkında birkaç kelam etmek gerekirse, eski bir hekim olan zekeriya köy köy dolaşıp çocuklara kendi masalını anlatmaktadır. masal ulak ibrahim'in kötülere verdiği ders üzerine kuruludur. aslında masaldaki kahraman ulak ibrahim zekeriya'nın öldürülen oğlu mehmet'tir. filmin konusuna biraz değindikten sonra şimdi filmin anlattıklarından biraz bahsedelim.
ulak zamansız ve mekânsız bir filmdir. film fantastik ve masalsı bir anlatımın getirdiği, hep bildiğimiz ama kaçındığımız acı gerçekleri yüzümüze bir tokat atarcasına sert ve kupkuru bir rüzgârla anlatıyor. film zaman ve mekân belirtmeden çok eski zamanları anlatırmış gibi yapsa da aslında yaşadığımız modern zamanların gerçeklerini anlatmaktadır. bu gerçekler hemen hemen hepimizin kaçındığı, korktuğu ve korkudan bir kenara sinip çekildiği olaylardır. hadi şimdi filmin bizlere o masalsı anlatımla göstermiş olduğu gerçeklere bir göz atalım.
hepimiz kötülerin yaptıklarından, kötü diye adlandırdığımız insanların zulümlerinden korkuyoruz. korkularımız bize göz göre göre bu zulümlere katlanmamıza sebep veriyor. her gün 3 maymun oyununu sahneye koyuyoruz ve bu oyunu çok da güzel oynuyoruz. bizi sıkıntıya sokacak bir olay mı var hemen ben görmedim, duymadım, bilmiyorum diyoruz. hatta artık 4 maymunu oynuyoruz görmedim, duymadım, bilmiyorum ve düşünmüyorum. hep aman bana bir zarar gelmesin de o zarar kime gelirse gelsin düşüncesindeyiz. zalim gözümüzün önünde zulmüne devam ederken biz bu bütün olanları görmezden geliyoruz sanki kör olmuşçasına. peki bu bütün olanları görmezden gelen, korkup sinen yani bizler kimiz aslında? biz dediğimiz insanlar topluluğu, ulak filminin her sahnesinde kıyasıya suçladığı bizler kimi zaman çocuğunu acımadan döven, işkence eden ailelerin yan komşusuyuz, kimi zaman tecavüz edilen kızını suçlayıp öldüren babaların akrabasıyız ve kimi zaman sokak ortasında kapkaç terörüne maruz kalıp yerde sürüklenen, yaralanan genç kızı görmemize rağmen yolumuza devam eden sıradan halkız. ne olursak olalım hepimiz kötülerin yaptıklarına boyun eğiyoruz, hepimiz korkudan yardım ihtiyacı duyan insanlara dahi yardım etmiyoruz. sanki üzerimize bir ölü toprağı serpilmişçesine, sanki hepimiz canlı bir hayaletmişçesine bu hayatta yokmuşuz, yaşamıyormuşuz gibi davranıyoruz. aslında yaşayan ölüler gibi davranan bizler kendimize bir soru sormamız gerekmez mi? tüm bu yaşananları görmezden gelmesek, yaşanan bu çirkin hadiselere müdahale etsek, zalimin zulmüne karşı çıksak neler değişir bu hayatta? aslında bu sorunun cevabı tek bir sihirli kelimede gizli o da "cesaret".
hepimiz kötü diye adlandırdığımız insanları gözümüzde büyütüyoruz, onlara hiç yenilmeyecek birer devmiş muamelesi yapıyoruz. aslında o kadar iyi biliyoruz ki o kötü dediğimiz insanların en ufak bir olayda kaçacak ilk kişiler olacağını, kötü dediğimiz insanların bir korkaklar topluluğu olduğunu o kadar iyi biliyoruz ki. bütün bunları en az adımız kadar iyi bilmemize rağmen duyarsız kalıyoruz, vurdumduymazlık yapıp "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyoruz. sanki o yılanın gün gelince bizide sokacağını bilmiyormuşçasına, sanki zulmün bizi bir gün amansızca yakalayacağını bilmiyormuşçasına yaşıyoruz.
en komiğide aslında bizim hiç yenilmez dev gibi gördüğümüz o zalim bir gün ölüp, toprak olunca mezarı başında bir dua edenin bile bulunmamasıdır. hatta zamanında yaptığı zulümlere göz göre göre meydan veren bizlerin zalim ölünce bayram etmesi, "oh be kurtulduk" demesi ne kadar komik değil mi? peki bizim hiç mi suçumuz yok? zalimin zulmünü engelleyebilecek durumdayken müdahale etmeyen bizlerin hiç mi suçu yok ki zalim ölünce bayram ediyoruz? biz böyle vurdumduymaz oldukça yeni zalimler türemiyor mu, yepyeni kötüler üreyip yine zulümlerini iyi insanların üzerinde uygulamıyorlar mı? tüm bunların cevabı aslında çok basit değil mi? hepimiz suçluyuz en az zulmü yapan kötü kadar, hepimiz zulme uğrayanların günahına girdik, korktuk, kaçtık ve sindik. sonuçta hepimiz birer zalim olduk, iyilerin günahına girdik. böyle devam ettikçe, bizler böyle vurdumduymaz oldukça hepimiz bu günahların azabını bu dünyada birer birer çekeceğiz.
işte ulak, zekeriya'nın masalsı dilinden biz izleyicilere kötülere karşı durmanın önemini anlatıyor. kötülerin zulmüne göz göre göre karşı durmayıp zulme ortak olan insanların bir gün azabı en keskin şekilde göreceğini anlatıyor. film o masalsı anlatımında ulak ibrahim karakteri ile aslında bizlere bir yudum "cesaret" zerkediyor. ulak diyor ki zekeriya'nın dilinden, ey insanlar zulme ortak olmayın, kötülerin şerrinden korkmayın, vurdumduymaz olmayın, küçücük bir "cesaret zerresi" dahi kötüleri yenmek için yeterli, yeter ki siz bunu isteyin.
ulak filmi ile ilgili satırlarımı en iyisi şu sözlerle bitireyim. "hepimiz birer gerçektik aslında ve birer masaldık gelip geçen bu dünyadan"
filmin teaser ından alıntı
en derin kuyudan daha derindeydiler.
en karanlık kalpten daha siyahtılar.
hiç umut yoktu.
ve bir gün, heybesinde sırlarla, uzak bir diyardan "o" geldi.
onlara sevmeyi, inanmayı ve cesareti anlattı.
inananlar beklediler çünkü biri daha gelecekti.
bazen tek çare bir hikayeye inanmaktır.
bir deli rüzgar kalmış geriye, o da ulak'ın adını fısıldamış unutmayın diye.
filmin afişi
(#251595, 28/08/2009 00:01)
bilgisayarda ingilizce keyboard shortcuts (klavye kısayolları) olarak bilinen klayvyedeki tuş veya tuş kombinasyonları sayesinde bazı özellik veya fonksiyonların mouse kullanmadan daha kolay bir şekilde yapılmasını sağlayan bilgisayar terimidir.
aşağıda windows tabanlı bilgisayarlarda kullanılabilecek kısayolların tamamına yakını listeli halde sıralanmıştır.
Alt Kısayolları
ayrıca aşağıda verilen linklerde alt&sayı kombinasyonlarının çıkardığı karakterlerin yer aldığı listeler verilmiştir.
1. http://www.alt-codes.net/
2. http://usefulshortcuts.com/downloads/alt-codes.pdf
alt tuşu sayı kombinasyonları
1. (bkz: alt 0137) binde işareti
2. (bkz: alt 0140) oe harfi
3. (bkz: alt 0145) sol tek tırnak
4. (bkz: alt 0146) sağ tek tırnak
5. (bkz: alt 0147) sol çift tırnak
6. (bkz: alt 0148) sağ çift tırnak
7. (bkz: alt 0150) tire işareti
8. (bkz: alt 0151) uzun tire işareti
9. (bkz: alt 0153) trademark/tescil işareti
10. (bkz: alt 0156) oe harfi
11. (bkz: alt 0159) büyük üzeri iki noktalı y harfi
12. (bkz: alt 0164) ¤ (para işareti)
13. (bkz: alt 0169) ©
14. (bkz: alt 0174) ®
15. (bkz: alt 0178) ²
16. (bkz: alt 0179) ³
17. (bkz: alt 0185) ¹
18. (bkz: alt 0188) ¼
19. (bkz: alt 0189) ½
20. (bkz: alt 0190) ¾
21. (bkz: alt 0192) à
22. (bkz: alt 0193) á
23. (bkz: alt 0194) â
24. (bkz: alt 0195) ã
25. (bkz: alt 0196) ä
26. (bkz: alt 0197) å
27. (bkz: alt 0198) æ
28. (bkz: alt 0200) è
29. (bkz: alt 0201) é
30. (bkz: alt 0202) ê
31. (bkz: alt 0203) ë
32. (bkz: alt 0204) ì
33. (bkz: alt 0205) í
34. (bkz: alt 0206) î
35. (bkz: alt 0207) ï
36. (bkz: alt 0208) ğ
37. (bkz: alt 0210) ò
38. (bkz: alt 0211) ó
39. (bkz: alt 0212) ô
40. (bkz: alt 0213) õ
41. (bkz: alt 0215) ×
42. (bkz: alt 0216) ø
43. (bkz: alt 0217) ù
44. (bkz: alt 0218) ú
45. (bkz: alt 0219) û
46. (bkz: alt 0221) İ
47. (bkz: alt 0222) ş
48. (bkz: alt 0223) ß
49. (bkz: alt 0224) à
50. (bkz: alt 0225) á
51. (bkz: alt 0226) â
52. (bkz: alt 0227) ã
53. (bkz: alt 0228) ä
54. (bkz: alt 0229) å
55. (bkz: alt 0230) æ
56. (bkz: alt 0232) è
57. (bkz: alt 0233) é
58. (bkz: alt 0234) ê
59. (bkz: alt 0235) ë
60. (bkz: alt 0236) ì
61. (bkz: alt 0237) í
62. (bkz: alt 0238) î
63. (bkz: alt 0239) ï
64. (bkz: alt 0240) ğ
65. (bkz: alt 0242) ò
66. (bkz: alt 0243) ó
67. (bkz: alt 0244) ô
68. (bkz: alt 0245) õ
69. (bkz: alt 0247) ÷
70. (bkz: alt 0248) ø
71. (bkz: alt 0249) ù
72. (bkz: alt 0250) ú
73. (bkz: alt 0251) û
74. (bkz: alt 0253) ı
75. (bkz: alt 0254) ş
76. (bkz: alt 0255) ÿ
77. (bkz: alt 1) gülen yüz
78. (bkz: alt 2) siyah gülen yüz
79. (bkz: alt 3) kalp
80. (bkz: alt 4) elmas
81. (bkz: alt 7) madde imi
82. (bkz: alt 9) içi boş madde imi
83. (bkz: alt 11) kadın işareti
84. (bkz: alt 12) erkek işareti
85. (bkz: alt 13) sekizlik nota
86. (bkz: alt 14) kirişli sekizlik nota
87. (bkz: alt 15) güneş
88. (bkz: alt 18) dikey çift yönlü ok
89. (bkz: alt 20) ¶ (paragraf işareti)
90. (bkz: alt 21) § (bölüm işareti)
91. (bkz: alt 24) yukarı ok
92. (bkz: alt 25) aşağı ok
93. (bkz: alt 26) sağ ok
94. (bkz: alt 27) sol ok
95. (bkz: alt 29) yatay çift yönlü ok
96. (bkz: alt 33) !
97. (bkz: alt 34) "
98. (bkz: alt 35) #
99. (bkz: alt 36) $
100. (bkz: alt 37) %
101. (bkz: alt 38) &
102. (bkz: alt 39) '
103. (bkz: alt 40) (
104. (bkz: alt 41) )
105. (bkz: alt 42) *
106. (bkz: alt 43) +
107. (bkz: alt 44) ,
108. (bkz: alt 45) -
109. (bkz: alt 46) .
110. (bkz: alt 47) /
111. (bkz: alt 48) 0
112. (bkz: alt 49) 1
113. (bkz: alt 50) 2
114. (bkz: alt 51) 3
115. (bkz: alt 52) 4
116. (bkz: alt 53) 5
117. (bkz: alt 54) 6
118. (bkz: alt 55) 7
119. (bkz: alt 56) 8
120. (bkz: alt 57) 9
121. (bkz: alt 58) :
122. (bkz: alt 59) ;
123. (bkz: alt 60) (
124. (bkz: alt 61) =
125. (bkz: alt 62) )
126. (bkz: alt 63) ?
127. (bkz: alt 64) @
128. (bkz: alt 65) a
129. (bkz: alt 66) b
130. (bkz: alt 67) c
131. (bkz: alt 68) d
132. (bkz: alt 69) e
133. (bkz: alt 70) f
134. (bkz: alt 71) g
135. (bkz: alt 72) h
136. (bkz: alt 73) i
137. (bkz: alt 74) j
138. (bkz: alt 75) k
139. (bkz: alt 76) l
140. (bkz: alt 77) m
141. (bkz: alt 78) n
142. (bkz: alt 79) o
143. (bkz: alt 80) p
144. (bkz: alt 81) q
145. (bkz: alt 82) r
146. (bkz: alt 83) s
147. (bkz: alt 84) t
148. (bkz: alt 85) u
149. (bkz: alt 86) v
150. (bkz: alt 87) w
151. (bkz: alt 88) x
152. (bkz: alt 89) y
153. (bkz: alt 90) z
154. (bkz: alt 91) [
155. (bkz: alt 92) \
156. (bkz: alt 93) ]
157. (bkz: alt 95) _
158. (bkz: alt 97) a
159. (bkz: alt 98) b
160. (bkz: alt 99) c
161. (bkz: alt 100) d
162. (bkz: alt 101) e
163. (bkz: alt 102) f
164. (bkz: alt 103) g
165. (bkz: alt 104) h
166. (bkz: alt 105) i
167. (bkz: alt 106) j
168. (bkz: alt 107) k
169. (bkz: alt 108) l
170. (bkz: alt 109) m
171. (bkz: alt 110) n
172. (bkz: alt 111) o
173. (bkz: alt 112) p
174. (bkz: alt 113) q
175. (bkz: alt 114) r
176. (bkz: alt 115) s
177. (bkz: alt 116) t
178. (bkz: alt 117) u
179. (bkz: alt 118) v
180. (bkz: alt 119) w
181. (bkz: alt 120) x
182. (bkz: alt 121) y
183. (bkz: alt 122) z
184. (bkz: alt 123) {
185. (bkz: alt 125) }
186. (bkz: alt 126) ~
187. (bkz: alt 128) ç
188. (bkz: alt 129) ü
189. (bkz: alt 135) ç
190. (bkz: alt 148) ö
191. (bkz: alt 153) ö
192. (bkz: alt 154) ü
193. (bkz: alt 155) ¢
194. (bkz: alt 156) £
195. (bkz: alt 157) ¥
196. (bkz: alt 159) fonksiyon işareti
197. (bkz: alt 164) ñ
198. (bkz: alt 165) ñ
199. (bkz: alt 166) ª
200. (bkz: alt 168) ¿
201. (bkz: alt 173) ¡
202. (bkz: alt 174) «
203. (bkz: alt 175) »
204. (bkz: alt 224) alfa işareti
205. (bkz: alt 226) gama işareti
206. (bkz: alt 227) pi sayısı
207. (bkz: alt 228) büyük sigma
208. (bkz: alt 229) küçük sigma
209. (bkz: alt 230) mu işareti
210. (bkz: alt 231) tau işareti
211. (bkz: alt 232) phi işareti
212. (bkz: alt 233) teta işareti
213. (bkz: alt 234) omega işareti
214. (bkz: alt 235) delta işareti
215. (bkz: alt 236) sonsuzluk işareti
216. (bkz: alt 237) büyük phi işareti
217. (bkz: alt 238) küçük epsilon işareti
218. (bkz: alt 239) küme kesişimi işareti
219. (bkz: alt 240) denklik işareti
220. (bkz: alt 241) artı&eksi işareti
221. (bkz: alt 242) büyük eşit işareti
222. (bkz: alt 243) küçük eşit işareti
223. (bkz: alt 247) yaklaşık işareti
224. (bkz: alt 248) ° (derece işareti)
225. (bkz: alt 251) karekök işareti
226. (bkz: alt 252) üst alma işareti
227. (bkz: alt 255) space/boşluk
alt ve ctrl tuşları kombinasyonları
228. (bkz: alt ctrl 0)
229. (bkz: alt ctrl a)
230. (bkz: alt ctrl c)
231. (bkz: alt ctrl d)
232. (bkz: alt ctrl e) euro işareti
233. (bkz: alt ctrl f)
234. (bkz: alt ctrl g)
235. (bkz: alt ctrl ı)
236. (bkz: alt ctrl l)
237. (bkz: alt ctrl m)
238. (bkz: alt ctrl o)
239. (bkz: alt ctrl p)
240. (bkz: alt ctrl s)
241. (bkz: alt ctrl w)
242. (bkz: alt ctrl x)
243. (bkz: alt ctrl z)
alt ve diğer tuşların kombinasyonları
244. (bkz: alt d)
245. (bkz: alt e)
246. (bkz: alt enter)
247. (bkz: alt esc)
248. (bkz: alt f4)
249. (bkz: alt f8)
250. (bkz: alt f9)
251. (bkz: alt f11)
252. (bkz: alt g)
253. (bkz: alt home)
254. (bkz: alt ı)
255. (bkz: alt k)
256. (bkz: alt l)
257. (bkz: alt m)
258. (bkz: alt r)
259. (bkz: alt s)
260. (bkz: alt shift ctrl ı)
261. (bkz: alt shift ctrl k)
262. (bkz: alt shift ctrl l)
263. (bkz: alt shift ctrl m)
264. (bkz: alt shift ctrl o)
265. (bkz: alt shift ctrl p)
266. (bkz: alt shift ctrl s)
267. (bkz: alt shift ctrl x)
268. (bkz: alt space c)
269. (bkz: alt space n)
270. (bkz: alt space x)
271. (bkz: alt tab)
272. (bkz: alt v)
Ctrl Kısayolları
1. (bkz: ctrl artı)
2. (bkz: ctrl eksi)
3. (bkz: ctrl 0)
4. (bkz: ctrl 1)
5. (bkz: ctrl 2)
6. (bkz: ctrl 5)
7. (bkz: ctrl a)
8. (bkz: ctrl alt del)
9. (bkz: ctrl alt ı)
10. (bkz: ctrl alt shift print screen)
11. (bkz: ctrl b)
12. (bkz: ctrl backspace)
13. (bkz: ctrl c)
14. (bkz: ctrl d)
15. (bkz: ctrl e)
16. (bkz: ctrl enter)
17. (bkz: ctrl end)
18. (bkz: ctrl f)
19. (bkz: ctrl f1)
20. (bkz: ctrl f4)
21. (bkz: ctrl f5)
22. (bkz: ctrl f6)
23. (bkz: ctrl g)
24. (bkz: ctrl h)
25. (bkz: ctrl home)
26. (bkz: ctrl i)
27. (bkz: ctrl j)
28. (bkz: ctrl k)
29. (bkz: ctrl l)
30. (bkz: ctrl m)
31. (bkz: ctrl n)
32. (bkz: ctrl o)
33. (bkz: ctrl p)
34. (bkz: ctrl page down)
35. (bkz: ctrl page up)
36. (bkz: ctrl q)
37. (bkz: ctrl r)
38. (bkz: ctrl s)
39. (bkz: ctrl shift b)
40. (bkz: ctrl shift c)
41. (bkz: ctrl shift d)
42. (bkz: ctrl shift del)
43. (bkz: ctrl shift enter)
44. (bkz: ctrl shift esc)
45. (bkz: ctrl shift f)
46. (bkz: ctrl shift g)
47. (bkz: ctrl shift h)
48. (bkz: ctrl shift j)
49. (bkz: ctrl shift k)
50. (bkz: ctrl shift m)
51. (bkz: ctrl shift n)
52. (bkz: ctrl shift o)
53. (bkz: ctrl shift q)
54. (bkz: ctrl shift s)
55. (bkz: ctrl shift t)
56. (bkz: ctrl shift w)
57. (bkz: ctrl space)
58. (bkz: ctrl t)
59. (bkz: ctrl tab)
60. (bkz: ctrl u)
61. (bkz: ctrl v)
62. (bkz: ctrl w)
63. (bkz: ctrl x)
64. (bkz: ctrl y)
65. (bkz: ctrl z)
F Tuşları
1. (bkz: f1)
2. (bkz: f2)
3. (bkz: f3)
4. (bkz: f4)
5. (bkz: f5)
6. (bkz: f6)
7. (bkz: f7)
8. (bkz: f8)
9. (bkz: f9)
10. (bkz: f10)
11. (bkz: f11)
12. (bkz: f12)
Shift Kısayolları
1. (bkz: shift ctrl b)
2. (bkz: shift ctrl c)
3. (bkz: shift ctrl d)
4. (bkz: shift ctrl e)
5. (bkz: shift ctrl f)
6. (bkz: shift ctrl g)
7. (bkz: shift ctrl h)
8. (bkz: shift ctrl i)
9. (bkz: shift ctrl j)
10. (bkz: shift ctrl k)
11. (bkz: shift ctrl l)
12. (bkz: shift ctrl m)
13. (bkz: shift ctrl n)
14. (bkz: shift ctrl p)
15. (bkz: shift ctrl s)
16. (bkz: shift ctrl t)
17. (bkz: shift ctrl u)
18. (bkz: shift ctrl v)
19. (bkz: shift ctrl w)
20. (bkz: shift ctrl x)
21. (bkz: shift ctrl y)
22. (bkz: shift ctrl z)
23. (bkz: shift del)
24. (bkz: shift enter)
25. (bkz: shift f3)
26. (bkz: shift f5)
27. (bkz: shift f7)
28. (bkz: shift l)
29. (bkz: shift v)
Windows Tuşu Kısayolları
1. (bkz: windows tuşu break)
2. (bkz: windows tuşu d)
3. (bkz: windows tuşu e)
4. (bkz: windows tuşu f)
5. (bkz: windows tuşu l)
6. (bkz: windows tuşu m)
7. (bkz: windows tuşu shift m)
(#249593, 26/07/2009 23:40)
Parabellum, ilk olarak 1898 yılında Deutsche Waffen und Munitions Fabriken (Alman Silah ve Mühimmat Fabrikası) tarafından üretilen bir tabanca fişeği markasıdır. İlk üretilen parabellum marka fişekler 7,65x21 mm çapındaydı. Parabellum ismi Latince bir deyim olan "si vis pacem, para bellum" dan gelmektedir. Bu deyimin Türkçe karşılığı "eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan" demektir. Parabellum tabanca fişekleri özellikle 1. Dünya Savaşı ve 2. Dünya Savaşı'nda yaygın olarak kullanılmıştır.
Parabellum 7,65 mm. fişek
Parabellum 7,65x21 mm. fişekler Avusturyalı Georg Luger ve Alman Hugo Borchardt tarafından tasarlanmış ve 1898 yılında DMW tarafından üretime başlanmıştır. bu mermilerin diğer bilinen isimleri .30 Luger ve 7,65 mm Luger'dir. Daha sonra DMW firması 1902 yılında Alman Deniz Kuvvetleri'nin daha uzun menzilli mermi isteği üzerine 9x19 mm mermi üretmiştir. Parabellum 9x19 mm mermilerin tasarımını 1901 yılında Avusturyalı tasarımlı Georg Luger yapmıştır.
Parabellum 9x19 mm fişek
Parabellum 9 mm olarak da bilinen bu fişekler 1. Dünya Savaşı'nda kullanılmaya başlayıp günümüzde çeşitli varyasyonlarıyla kullanılmaya devam etmektedir. Ayrıca bu mermiyi NATO'da kullanmaktadır. Parabellum 9x19 mm mermi varyasyonları;
1. 9 mm NATO
2. 9x19mm Parabellum +P
3. 9x19mm 7N21 +P+
4. 9x19mm 7N31 +P+
Parabellum 9x19 mm fişek şeridi
Ayrıca yine ilk olarak 1900 yılında DMW firması tarafından üretilmeye başlanan Luger P08 marka silahta Parabellum adıyla bilinmektedir. Parabellum-Pistole (Parabellum Tabanca) adıyla bilinen bu silah yarı otomatik olarak üretilmiş olup tasarımını 1898 yılında Georg Luger yapmıştır.
Luger P08 (Parabellum) 7,65 mm. tabanca
1900 yılında üretilen ilk Parabellum tabancalar 7,65 mm iken 1904 yılından itibaren 9 mm olan Parabellum tabancalarda üretilmeye başlanmıştır. Bu tabancalar DMW firması tarafından 1900-1942 yılları arasında üretilmiş olup İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1950'li yıllara kadar başka firmalar tarafından değişik ülkelerde üretilmiştir.
Luger P08 (Parabellum) 9 mm. uzun namlulu tabanca
Bu silahlardan başka Parabellum adıyla bilinen bir başka silahta Parabellum MG14'dür. Bu silah yine DMW tarafından 1. Dünya Savaşı için ilk olarak 1914 yılında keşif uçakları ve zeplinlere monte edilmek üzere makinalı tüfek olarak üretilmiştir. Bu silah 7,92 mm kalibredir.
Parabellum MG14 Makinalı Tüfek
Ayrıca Parabellum adıyla bilinen 7,65 mm ve 9 mm'lik bu tabancalar ülkemizde de çokça kullanılmıştır. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bu silahlar Barabelli ismiyle bilinmektedir.
Ticari Amaçlı Üretilen Parabellum Carbine (Tabanca mermisi atabilen tüfek)
DWM'nin Parabellum 7,65 mm'yi anlatan kitabı
(#249567, 26/07/2009 16:46)
Müşteri ilişkileri yönetimi İngilizce terimsel olarak bakarsak CRM (Costumer Relationship Management) diye bilinen bir kavramdır. Özellikle ülkemizde CRM bir stratejiler bütünü olmaktan çok tamamiyle teknolojik yeniliklere dayanan bir bilişimsel çözüm ya da program olarak algılanmıştır. Ama bu düşünüş kesinlikle doğru değildir. CRM'e tanımsal olarak bakarsak firmanın odak noktası olarak müşterileri seçmesi ve onlara mümkün olduğunca birebir hizmet vermesi, ayrıca müşteri merkezli olma kültürünü firmanın ana misyonu olarak belirleyen stratejiler bütünü olarak tanımlayabiliriz. Çalışmanın bu bölümünde CRM'i anlatırken birçok şekil ve tablodan yararlanılacak ve bu tabloların üzerinden konu anlatılarak açıklanmaya çalışılacaktır.
CRM'in en önemli stratejisi müşteri merkezli yönetim anlayışıdır.Burada ana referans noktası müşteridir. Müşterinin istek ve taleplerini mümkün olduğunca hızlı bir şekilde karşılamak önemlidir.Bunun içinde yararlanabilinecek en büyük kaynak it teknolojileridir. İlk olarak CRM'in Pazarlama Stratejilerine bir göz atalım:
1. İşletmeyi Terk Etmiş Müşterileri Yeniden Kazanma (Win-Back:) Her şirkette mutlaka belli birtakım hatalar ve sorunlar olacaktır. Fakat bu sorunların ve hataların en asgari düzeye çekilebilmesi için eğitimli personele ihtiyaç vardır. Kaybettiğimiz müşteriyi geri kazanmak istiyorsak ilk önce bu müşteriyi neden kaybettiğimizi anlayabilmemiz gereklidir. Bunun sebebini bulduktan sonra firmada bulunan bu sorunun ivedilikle çözülmesini sağlamamız gereklidir. Ve bu sorun çözüldükten sonra çok büyük ihtimalle kaybettiğimiz müşterimiz tekrar geri dönerek bizim sadık bir müşterimiz olacaktır. Böyle sorunların bir daha oluşmaması için de personele kaliteli bir hizmet içi eğitim verilmeli ve personelin müşterilerle olan iletişimini geliştirici eğitim programları geliştirilmelidir. Ayrıca müşteri ilişkileri yönetimine uygun geliştirilen stratejiler sonucunda oluşturulan kurum kültürünü personelin ilk önce benimsemesi daha sonra da bunu içselleştirmesi sağlanmalıdır.
2. Müşteri Sadakati Yaratma (Customer Loyalty:) Değişen rekabet ve teknoloji koşullarıyla birlikte müşteri profilinde de artık değişimler başlamıştır. Pazarlamada oluşan bu değişimler nedeniyle artık müşteri ilişkileri çok önemli bir hale gelmiştir. İşte tam bu noktada müşterilerin firmaya sadık hale gelmesi (tekrar satın alma sıklığı ve benzer malı satın alma hacmi) için CRM'in artık bir kurum kültürü hale getirilip, one to one (birebir) pazarlama stratejileri kullanılarak müşterilerin sadık birer kullanıcı haline gelmesi sağlanmalıdır.
3. Yeni Müşteriler Bulma (Prospecting:) Günümüzde bilindiği gibi yeni müşteri bulmak artık çok zor bir hale gelmiştir.Buradaki amaç CRM'i etkin halde kullanarak firmanın ürün yapısına uygun potansiyel halde olan müşteri segmentinin bulunup şirketin müşteri portföyüne dahil olmasını sağlamaktır.
4. Müşterilere Çapraz Satış Yapma (Cross-Selling:) Firmaların en büyük amacı mevcut müşterilerine yaşam boyu değişen ihtiyaçlarına göre farklılaşarak ürün satmaktır. Böyle olduğuna göre mevcut halde bulunan müşterilerin bizim üretebileceğimiz hangi ürünlere ihtiyaçları varsa (gerekirse bu ürünlerde ürün farklılaştırmasına giderek) bu müşterilere çapraz ürün satışları yapmak en önemli firma amaçlarından birisi olmalıdır.
CRM Teknolojisi-Birebir Pazarlama Şeması
Yukarıda görülen tablo CRM Teknolojileri kullanılarak birebir pazarlama stratejisine uygun yapılması gereken firma işleyiş şemasıdır .Şema ingilizce olduğu için bu bölümde bu şemanın çevirisi ve yorumu yapılacaktır.
İlk önce şemada CRM iki bölüme ayrılmıştır. Bunlardan birincisi operasyonal CRM diğeri ise analitik CRM'dir. Operasyonal CRM'de 3 departmana ayrılmıştır.Bunlar arka ofis, ön ofis ve müşteri memnuniyeti departmanlarıdır.
Arka Ofis birbiriyle bağlantılı 3 bölümden oluşmaktadır. Bunlar:
a) ERP/ERM (Enterprise Resource Planning ve Enterprise Risk Management - Kurumsal Kaynak Yönetimi ve Kurumsal Risk Yönetimi) ve Sipariş Yönetimi
b) Tedarik Zinciri Yönetimi ve Sipariş Promosyonları
c) Uzun Süreli Çalışan Sistemler
Arka ofiste bu üç bölümde birbiriyle entegre çalışmaktadır.
Ön Ofis
a) Dinamik Konfigurasyon
b) İş kuralları Makinası
c) Kurallaştırmak ve İçerikleştirmek
Müşteri Memnuniyeti Departmanı
a) İşlem
b) Memnuniyet
c) Promosyon
Operasyonel CRM ile Analitik CRM arasında kapalı devre işlem bölümü vardır.
Çalışmamızın ikinci bölümünde Analitik CRM'i inceleyeceğiz.
Analitik CRM şemasının tepe bölümde bir veri ambarı bulunmakta onun hemen altında ise Müşteri Aktifliği Veri Deposu, Müşteri Veri Deposu ve Ürün Deposu mevcut bulunmaktadır. Bu bölümlerin altında da Değer ve İhtiyaçlar Ortak alanı/Müşteri ve Müşteri profili/Öncelikler bölümleri mevcut bulunmaktadır. Bu bölümlerdeki verilerin en alttan başlayarak yukarıya doğru akışı sağlanmakta ve nihai olarak en tepedeki bölüm olan veri ambarında toplanmaktadır.
Analitik ve Operasyonel CRM bölümlerinden sonra kullanıcı arayüzleri ile uygulama serverları arasındaki bağlantıyı sağlayan bir tür program olan koordinasyon aracı yazılımı bulunmaktadır. Son olarak da bu bölümlerin altında Orta Segment Müşteri Bölümü bulunmaktadır. Orta Segment Müşteri Bölümü içerisinde aşağıdaki alt yapılar mevcuttur.
a) Sesli İletişim Bölümü, IVR (Interactive Voice Response - İnteraktif Etkileşimli Sesli Yanıt) ve ACD (Automatic Call Distributor - Otomatik Çağrı Dağıtıcısı)
b) Konferans, Web Konferans
c) E-mail - Yanıt Yönetimi
d) Faks
e) Direk Etkileşim
f) Satışlar - Servis
Yukarıdaki tabloyu bu şekilde anlatmamız mümkündür. Fakat her şirkette bu kadar geniş bir CRM yapılanmasına gitmek zorunda değildir. Küçük veya orta ölçekli firmalar bu şablonun ana bölümlerini kullanarak daha küçük çaplı bir organizasyon planlayabilirler.
Değer Modellemesi Grafiği
Şablonda gösterilen grafikte müşteri değer sıralaması bulunmaktadır. Müşteriler yaşam zamanı değerleri ve
stratejik değerleriyle (Müşterilerin potansiyel paylaşımı) birlikte gösterilmiştir. Grafiğe göre bakarsak müşteriler 4 ayrı gruba ayrılmaktadır.
1.Grup En Değerli Müşterilerimiz: Birebir pazarlama servisleriyle elde tutulan müşterilerimiz. Görüldüğü üzre bu gruptaki müşterilerin hem yaşam zamanı hem de stratejik değerleri çok yüksektir.
2.Grup En Çok Büyüyen Müşterilerimiz: Bunlar kişileştirme teklifleriyle birlikte büyüyen müşteri grubumuzdur. Görüldüğü üzre bu müşterilerin yaşam ömürleri çok fazla değildir ama stratejik değerleri çok yüksektir.
3.Grup Marjinal Müşterilerimiz: Bu grup bizim için sıradışı müşteri grubudur. Bu grupta da yaşam ömürleri stratejik değerlerine göre daha azdır.
4.Grup Kar Getirmeyen Müşteriler: Bu grubun içerisinde yer alan müşteriler firmamıza kâr getirmeyen, yaşam ömürleri çok kısa olan ve stratejik anlamda da değeri ve devamlılığı olmayan kişilerden oluşmaktadır.
CRM KAVRAMLARI
Bilindiği gibi CRM işletmeler için yeni bir kavramdır. Bu yüzden çalışmanın bu bölümünde CRM Kavramları tanıtılacaktır.
1. Customer Differentiation (Müşteri Farklılaştırması:) Birebir pazarlama tekniklerinin uygulanabilmesi için müşterilerin davranışsal ve mali olarak firma tarafından incelenmesi, her bir müşterinin ayrı olarak algılanıp, onların davranışlarına göre uygun tepkilerin verilebilinmesidir.
2. Customer Valuation (Müşteri Değerlemesi:) Müşterinin bugünkü değeri, gelecekteki değeri ve potansiyel (stratejik) değerine göre sıralanmasıdır.
3. Cross Selling (Çapraz Satış:) Birbiriyle ilişkisi olan ürünlerin müşteriye satılmasıdır.
4. Customer Loyalty (Müşteri Bağlılığı:) Müşterinizin diğer rekabetçi etkilere ne kadar direnebildiği ve sizin ürünlerinizi kullanmaya ne kadar kararlılık gösterdiğini anlatan bir değerdir.
5. Learning Relationship (Öğrenen İlişki:) Firma ile müşteri arasında kurulan ve her müşteriden alınan verilerin müşterilerin firmaya daha çok bağlılığını artırmak için firma tarafından faydaya dönüştürülmesi durumudur.
6. Return on Investment (Yatırımın Geri Dönüşü:) Firmamıza finansal bir maliyet getiren bir durumun işletmeye kâr olarak dönüşmesidir.
7. One to One Marketing (Birebir Pazarlama:) Firmanın müşteri odaklılık stratejisine uygun olarak müşterinin davranış şekline ve tercihlerine göre biçimlendirdiği pazarlama tekniğidir.
8. Share of Customer (Müşterinin Payı:) Müşterilerin gereksinimlerine göre bugün ve gelecekteki
para harcama potansiyelinden alınan paydır.
9. Most Valuable Customers (En Değerli Müşteriler:) Firma için gerçek değeri en yüksek, en kârlı ve firmaya en bağlı müşteri grubudur.
10. Most Growable Customers (En Çok Büyüyen Müşteriler:) Firma için stratejik değeri gerçek değerinden daha yüksek olan müşteri grubudur. Bu müşteriler doğru stratejilerle ileride en değerli müşteri statüsüne dahil olabilecek kişilerdir.
11. Lifetime Value (Yaşam Zamanı Değeri:) Müşterinin gelecekteki sağlayacağı kârın bugünkü değeridir.
12. Strategic Value (Stratejik Değer:) Müşterinin uygun stratejiler uygulandığında firmaya sağlayacağı gerçek değerinin ötesinde potansiyel olarak sağlayabileceği değerdir.
13. Personalizing (Kişilselleştirme:) Ürünlerin müşterilerin faydası yönünde farklılaştırılmasıdır. Bu fayda fiyat gibi konularda olabilmektedir.
80:20 Kuralı/PARETO Prensibi
80:20 Kuralı CRM'in en önemli stratejilerinden birisidir. Bu kuralı şöyle açıklayabiliriz.
Satılan ürünlerin %20'si elde edilen satış gelirlerinin genelde %80'ni oluşturur. Mevcut müşterilerinde %20'si bu elde edilen %80'lik satış gelirini sağlar. Bir başka deyişle müşterilerin %20'si işletmenin kârının %80'ni sağlar. Bu prensib 1897 yılında İtalyan iktisatçı Vilfredo Pareto tarafından bulunmuştur. Bu prensibin çeşitli adları aşağıda sıralanmıştır. Bunlar:
1. Pareto Prensibi
2. Pareto Kanunu
3. 80/20 Kuralı
4. En Az Gayret Kanunu
5. Dengesizlik Kanunu
Bu prensibe CRM açısından bakarsak; prensibin temel kuralına göre firmamızın satışlardan elde ettiği gelirlerin %80'ni müşterilerimizin %20'si sağlamaktadır. Bu ifadenin ışığında hangi müşterilerimize odaklanmamız gerektiğini daha iyi anlayabiliriz. Bir firmanın piyasada başarılı olabilmesi için marjinal ya da kâr getirmeyen geçici müşteriler yerine asıl kârı getiren en değerli müşterilerine odaklanması gereklidir. Firmanın müşteri odaklanmasını birincil olarak en değerli müşteri grubuna yapması, ikincil olarak da gelecek için potansiyeli olan en çok gelişen müşteri grubuna yapması şirket kârını maksimize edecektir.
Sonuç
CRM ilgili kısa bir özet yapmak gerekirse, CRM müşterilerimize birebir odaklanmamızı sağlayan, müşterilerden gelen her talep ve şikayetlere anında cevap verebilmemizi sağlayan, müşterileri firma için kârlılık değerlerine göre gruplara ayırmamızı sağlayan, bölüm olarak bakarsak da analitik ve operasyonel olarak iki ayrı işlemsel bölüme ayrılan birebir pazarlama, pareto prensibi, müşteri değerlemesi v.b stratejileri içerisinde barındıran bir yönetim şeklidir diyebiliriz.
CRM'in Bir Firmaya Kazandırdıkları
1. Daha iyi müşteri servisi veren bir şirket olmak.
2. Müşteriye daha hızlı ve doğru cevap verebilmek.
3. Ürünler arası çapraz satışların miktarını arttırmak.
4. Satış tekliflerinizin daha hızlı ve daha yüksek oranda siparişe dönüşmesi.
5. Pazarlama ve satış süreçlerinizin hızlı ve anlaşılır olması.
6. Yeni müşteriler bulmak ve yaratma imkânı.
7. Müşteri kârlılığının artması.
Başarılı bir CRM uygulamasıyla yukarıda sayılan kazanımların hepsi gerçekleştirilebilir.
(#247634, 09/07/2009 21:15)
kısaltma dediğimiz konu aslında doğru yapıldığı sürece tüm dillerde olan güzel bir kavramdır. örneğin amerika birleşik devletleri'ni abd diye kısaltmak dile rahatlık sağlar. fakat benim başlıkta da görüldüğü gibi eleştirdiğim konu özellikle son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde iletişimin daha geniş kitlelere erişmesi sonucu günlük yaşamda sıkça kullanılan kelimelerin anlamsız bir şekilde kısaltılmasıdır. bu kısaltmalar ilk olarak cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte uzun uzadıya mesajlaşan yurdum insanının fazla cep telefonu faturası gelmemesi veya telefon kontürlüyse kontürünün bitmemesi için kelimeler içinde geçen sesli harfleri kırpmasıyla başlamıştır. daha sonra ise bu ucube bir moda halini almış ve kısa mesajlardan tutunda msn'de, internet chat ortamında kısaca elektronik yazışmanın olduğu her alanda fazlasıyla kullanılmaya başlanmıştır.
bu saçma sapan modanın kısaca tarihini anlattıktan sonra eleştiri kısmına geçersek, bir insan kendi dilini nasıl katleder? sorusuna cevap bulmamız gereklidir. peki soruyorum diyelim ki (bu bir bahane değil ama) cep telefonunda çok para gidiyor diye kelimeleri katlediyorsun, neden tamamiyle bedava olmasına rağmen chatte veya msn'de konuşurken bu saçma sapan olaya devam ediyorsun? günlük yaşantımızda gayet rahat kullandığımız kelimeleri yazışırken neden katlediyoruz? tüm bunların cevabı aslında kolaycılık. kendimizi kolaycılığa alıştırıyoruz. diyoruz ki ben kısaltsam bile nasıl olsa karşımdaki anlar, şimdi ne uğraşıpta o kadar uzun yazacağım. işte bu düşünce ancak bizi tembelliğe itmeye ve dilimizi kendi ellerimizle mahvetmeye yarıyor. hani yurdum gençliği zaten noktalama işaretlerini hiç kullanmıyor, buna alıştık ama ya kardeşim ne yapmaya güzelim kelimelerin içindeki sesli harfleri yok edip kısaltmaya gidiyorsunuz. elinize kıran mı giriyor? genele bakarsak zaten chat yapan veyahut msn kullanan insanoğlu klavyeyi çok hızlı kullanan kişilerdir. madem hızlı kullanıyorsun be kardeşim ne yapmaya güzelim kelimeleri mahvedip kısaltıyorsun. bir de bu iyi bir haltmış gibi sadece gençlik arasında değil belli yaşa ve olgunluğa erişmiş insanlar arasında da artık kullanılmaya başlandı. ben gerçekten merak ediyorum ileride dilimizin durumu ne olacak.
örneğin birisi vefat ettiğinde karşı tarafa allah rahmet eylesin diye yazarken şöyle mi diyeceğiz artık, "lh rhmt ylsn". böyle yapınca cümleyi anlamak mümkün mü bu katli yapan arkadaşlara soruyorum. veyahut bir insana söylenebilecek en güzel cümle olan seni seviyorum derken şöyle mi diyeceğiz, "sn svyrm".
örneklerde de görüldüğü üzre kelimeleri kısaltmanın sonu yok ve böyle yapmaya devam edersek artık ortada gerçekten bir dil kalmayacak. birbirimizle konuşurken sesli harfleri bir güzel kullanıyoruzda neden yazışırken bunları kullanmıyoruz? madem sesli harfi kullanmak yorucu oluyor, o zaman birbirimizle konuşurkende sesli harf kullanmayalım hatta daha da ileri bir boyuta götürelim olayı hiç konuşmayalım (ne gereği var değil mi?) en güzeli eski çağ insanı gibi işaretlerle iletişim kuralım. hatta daha kolay olur hiç yazışmaya da gerek yok dilide ortadan kaldıralım sadece semboller kullanalım. herhalde böyle olması bu kelime katlini yapan arkadaşlar için daha kolay olur diye düşünüyorum.
ha şunu da söyleyebilir bu arkadaşlar bunu sadece biz yapmıyoruz ki başka ülkelerde de yapılıyor. evet amerikalılar böyle aptalca şeylere başvuruyorlar. örneğin "you" yerine "u" kullanmak ya da yine chat dilinde kullanılan asl kısaltması (age/sex/location). fakat allahın amerikalısı yapıyor diye neden benim yurdumun insanı özenipte bu yapılan saçmalığa katılmaya çalışır? yani amerikalılar gidip topluca intihar etse sizde mi intihar edeceksiniz?
konuyu daha fazla uzatmadan arkadaşlar lütfen bu güzide dilimiz için biraz daha özen gösterelim. hepimiz zaten iyi klavye kullanan insanlarız, cnm yazacağımıza canım diye yazmak elimize kramp girmesine neden olmaz. bu yüzden hem dilimize özen gösterip bu tarz saçma modalara uymayalım hem de çevremizde bunları yapan özenti arkadaşlar varsa bu kişileride uyaralım.
dilimizi katleden bu saçma tarz için örnekler
1. canım yerine cnm yazmak
2. selam yerine slm yazmak
3. nasıl veya nasılsın yerine nsl yazmak
4. tamam yerine tmm yazmak
5. sağol yerine saol yazmak
6. teşekkürler yerine tşk yazmak
7. merhaba yerine mrb yazmak
8. aleyküm selam yerine a.s. yazmak
9. selamun aleyküm yerine s.a. yazmak
10. nehaber veya naber yerine nbr yazmak
bu saçma dili göstermek için daha da örneklerle uzatabiliriz ama bu örneklerin yeterli olduğunu düşünmekteyim.
(#246720, 02/07/2009 22:02)
Cennet daha önce Araf filmini yönetmiş olan Biray Dalkıran'ın yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği psikolojik-drama türünde olan 2007 yapımı bir Türk filmidir. Film 11 Nisan 2008 tarihinde gösterime girmiş 12 hafta gösterimde kalmıştır. Film 24.774 seyirci tarafından izlenmiş olup süresi 107 dakikadır.
Filmden bir sahne
Filmin Konusu
Cennet filminin ana temasını en güzel filmin afişinde yer alan "O'nun cennetinde sadece mutluluk vardı. Diğerleri gelene kadar" cümleleriyle açıklanabileceğini düşünüyorum. Filmin afişinde yer alan, içinde geçen cümlelerle filmi çok güzel özetleyen bu mottoya daha sonra geri dönmek kaydıyla şimdi filmin konusunu anlatmaya başlayalım.
Filmdeki baş karakter Engin Altan Düzyatan'ın oynadığı "Can" karakteridir. Can 7 yaşındayken annesinin gözleri önünde intihar etmesiyle büyük bir travma yaşamıştır. Bu olaydan sonra Can'da "Atipik Psikoz" yani sınıflandırma dışı, türü belli olmayan psikoz vakası meydana gelmiş ve bununla birlikte zeka geriliği oluşmuştur.
Can'ın düşük zeka seviyesine rağmen doktorları hayrete düşüren güçlü bir hayal gücü vardır. Filmde Can'ın hayal gücü, Can'ın çizmiş olduğu melek kanadı tasvirleriyle görülmektedir. Filme de adını veren Can'ın kendi hayal dünyasında yaratmış olduğu cennetidir. Bu hayali cennette ölmüş annesiyle birlikte yaşamakta ve diğer insanlarla iletişim kurmamaktadır.
Can'ın babası (Mehmet Birkiye) 15 yıldır Can'ın tedavisi için Akıl Hastanesine Dr. Ahmet'in (Şendoğan Öksüz) yanına getirmektedir. Fakat son zamanlarda Can'da şiddet eğiliminin artmasıyla birlikte babası Can'ı Dr. Ahmet'in gözetiminde Akıl Hastanesine yatırmıştır. Filmde Can 29 yaşındadır ve kendi ismini kesinlikle kabul etmemektedir. Sürekli kendisine "A" diye hitap edilmesini istemektedir ve "O'nun adı A, Can değil sadece A" diye söylemektedir. Can'ın kendine A ismiyle hitap edilmesini istemesinin nedeni annesinin intihar ederken ağzından çıkan son kelimenin "A" olmasıdır. Hastanede Can'ın aynı odada kaldığı birde arkadaşı vardır. Filmde bu karakter hep Arkadaş (Fahriye Evcen) diye geçmiştir. Can'ın arkadaşı genç ve güzel bir kız olup şizofreni hastasıdır. Can annesinin hayaliyle kurduğu bu sanal cennetine bir de arkadaşını dahil etmiştir. Bu ikili hastanedeki korunun içerisinde dolaştıklarında artık kendi cennetlerinde yaşamaktadırlar. Can arkadaşıyla birlikte bu hayali cennetinde çok mutludur.
Birgün hastaneye Can'ın tedavisine yardımcı olması için Dr. Tuba (Zeynep Pabuççuoğlu) gelir. Dr. Tuba zeka geriliği konusunda uzman olan bir doktordur ve zeka geriliği olanların zeka seviyesini artırıcı bir ilaç üzerinde uzun zamandır çalışmaktadır. Dr. Tuba bu ilacı denek fareler üzerinde denemektedir ve ilaç henüz test aşamasındadır. Dr. Tuba ilaç çalışmalarını sevgilisi Dr. Can (Cüneyt Sayıl) ile yapmaktaydı fakat sevgilisinin ağır bir rahatsızlık geçirmesinden sonra çalışmalara Dr. Burak (Aytaç Ağırlar) ile birlikte devam etmek zorunda kaldı. Dr. Can çok ağır hastadır ve hergün hastalığı ilerlemektedir. Birgün Dr. Tuba sevgilisi Dr. Can'ın yanına gitti ve aralarında geçen diyalogta Dr. Can "Lütfen beni bu halimle hatırlama, ben hep dünyaya bir iz bırakmak istedim" demiştir. Dr. Tuba'da buna cevaben "Sevgilim izin benim, projeni devam ettireceğim ve sonucunu da sen göreceksin" demiştir. İlk zamanlar Dr. Tuba Can ve arkadaşının arasına girerek Can ile iletişim kurmaya çalışmıştır. Onunla hastane dışına çıkabileceğini söylemiştir. Özellikle ikinci görüşmeden sonra Can ile iletişim kurmaya ve arkadaş olmaya başlamışlardır.
Can birgün arkadaşıyla birlikte hastaneden kaçmak için plan yapmış ve kendi uyku ilacını yutmayarak, gizlice hemşirenin çayına atmıştır. Sonrasında hemşirenin uyumasıyla birlikte arkadaşıyla birlikte hastaneden kaçmışlardır. Can ile arkadaşı, arkadaşının isteği üzerine deniz fenerine benzer bir yere gitmişlerdir. Arkadaşının sırtında iki tane melek kanadı dövmesi bulunmaktaydı. Filmde geçen diyalogta arkadaşı Can'a "Kanatlarının şimdi küçük olduğunu ve doğumgününde büyüyeceğini o zaman birlikte uçacaklarını" söylemiştir. Ayrıca arkadaşı Can'a unutmaması için üzerinde "Uçacağız" yazan bir kağıt vermiştir. Can ile arkadaşı sabaha kadar burada uyuyakalmışlar ve olması gerekenden geç bir saatte hastaneye geri dönmüşler ve kaçtıkları farkedilmesinden kaynaklı ceza almışlardır. Hatta Dr. Tuba sabah Can'ı odasında göremediğini Dr. Ahmet'e söylemiş, Dr. Ahmet ise Can'ın kaçtığını ama tekrar hastaneye geri döndüğünü ve ceza alacağını söylemiştir. Dr. Tuba Can ile çalışacağından ceza almasını istememiş ve Dr. Ahmet'te bunu olumlu karşılamıştır.
Bundan sonra Dr. Tuba Can ile çalışmaya devam etmiş ve Can'ın babasından izin alarak Can'a birtakım testler yapmıştır. Test sonucunda Can'ın değerleriyle projenin denek faresi "Yıldız" ın değerleri benzer çıkmıştır. Böyle olunca üzerinde çalışılan ilacın Can'ın normal bir zekaya ulaşmasında etki yaratacağı Can'ın babasına Dr. Burak tarafından iletilmiştir. Fakat tedavi sonrasında ortaya çıkacak sorunlarla ilgili Can'ın babasına bir dosya verilmiştir. Bu dosyayı inceledikten sonra "Benim oğlum bir denek değil'' diyerek Can'ın babası tedaviyi reddetmiştir. Bundan kısa bir süre sonra Dr. Can vefat etmiş ve aslında bu ilacın Can'ın üzerinde denenmesinde istekli olmayan Dr. Tuba ise bu ölümden etkilenip Can'ın babasını ikna etmek için çaba gösterme kararı almıştır.
Dr. Ahmet Can'ın tedavisinin daha başarılı olabilmesi için Can'ın babasıyla konuşup Can'ın yaşadığı travmayı yaratan annesinin ölümünün nasıl olduğunu sormuştur. Can'ın babası da Dr. Ahmet'e bu ölümün nasıl yaşandığını anlatmıştır. Can'ın babasının bir kadınla ilişkisi ve bu kadından bir kız çocuğu vardır. Birgün yolda giderken kaza yapmış ve hastaneye yaralı olarak kaldırılmıştır. Eşi de hastaneye gidip bu durumu öğrendikten sonra aldatılmış olmayı kaldıramayarak Can 7 yaşındayken Can'ın gözü önünde intihar etmiştir. Zaten Can'ın babasının tedaviyi kabul etmek istememesinin en önemli nedeni ise eğer Can'ın zeka seviyesi normal değerlere ulaşırsa bu olayı bir şekilde öğrenip kendisinden uzaklaşma ihtimalidir. Fakat özellikle sevgilisinin ölümünden etkilenen ve bu projeyi sonuca ulaştırmak isteyen Dr. Tuba'nın ısrarlarıyla Can'ın babası ikna olup oğluna bu ilacın kullanılması için gerekli izni vermiştir.
Tedavinin başlamasından sonra Can'ın beyinsel aktivitelerinde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen durumunda küçük düzelmeler başlamıştır. Can cennet adını verdiği kendi hayal aleminden uzaklaşmaya başlamış ve arkadaşından kopmaya başlamıştır. Artık Dr. Tuba ile hastane dışında vakit geçirmeye başlamıştır. İlk gelişme olarak artık kendine "A" dememeye başlamış ve Can ismini kabul etmeye başlamıştır. Can'ın gelişimini daha iyi takip edebilmek için babasından izin alarak Dr. Tuba Can'ı evinde misafir etmeye başlamış ve Can ile tüm günlerini geçirmeye başlamıştır. Bundan sonra Can'da önemli gelişimler gözlemlenmeye başlanmış, Can herkesle rahat iletişime geçmeye başlamış ve birinci tekil şahıslı cümleler kurmaya başlamıştır.
Fakat Can'ın normalleşmeye başlaması Dr. Tuba'da bir çelişkiye düşmesine neden olmuşur. Acaba Can'ı hayal dünyasından koparıp normalleştirmesi doğru muydu? Dr. Tuba bu soruları kendine sorarken Can'da duygusal anlamda acı çekmeye başlıyordu. Hem Dr. Tuba'ya duygusal bir yakınlık hissetmeye hem de arkadaşını düşünmeye başlıyordu. Ve birgün Dr. Tuba Can ile birlikte hastanede bulunduğu sırada Dr. Burak'ın ''Yıldız'' ın test sonuçlarıyla ''Can'' ın test sonuçlarını değiştirdiğini ve bu sonuçları ilacın yapımına maddi destek veren firmaya gönderdiğini öğrendi. Bu olayı öğrendikten sonra Dr. Tuba ile Dr. Burak ciddi bir tartışma içerisine girdi ve Dr. Burak Can'a gerizekalı diyerek Can'I hırpalamaya başladı bunun sonucunda ise Can Dr. Burak'ı döverek hastaneden kaçtı.
Sonrasında, Can elinde saklamış olduğu "Uçuçağız" yazısına bakıp arkadaşının doğumgünün bugün olduğunu ve birlikte uçacaklarını hatırladı. Ve Can koşarak daha önce arkadaşıyla gitmiş oldukları deniz fenerine gitti. Dr. Tuba'da motoruyla Can'ın peşinden gitti. Filmin sonunda Can ve arkadaşı uçuyoruz diyerek deniz fenerinden atladılar ve Dr. Tuba bu atlayışa engel olamadı. Böylece film Can'ın trajik ama bir o kadar da fantastik ölümüyle sonlandı.
Filmin set resmi
Filmin Eleştirisi
Olumlu
Hepimiz bazen yarattığımız kendi cennetimizde yaşamak istemiyor muyuz? Sorunlardan, günlük problemlerden uzak sadece mutlu olabileceğimiz kendi hayal dünyamızda yaşamak istemiyor muyuz? Eğer bu sorulara sizde ''Evet İstiyorum'' cevabı veriyorsanız, Cennet filmi biz izleyicilere Atipik Psikoz rahatsızlığı ve zeka geriliği olan 29 yaşındaki Can'ın büyük hayal dünyasını, yarattığı ''Cennet'' i göstererek farklı, fantastik bir boyut sunuyor.
Filmde neden normal bir karakter üzerinden değil de psikiyatrik rahatsızlığı olan Can karakteri üzerinden bu hayal dünyasının anlatıldığını irdelersek, bilindiği gibi normal insan karakteri her ne kadar imgesel bir hayal dünyasına sahipse de yaşadığı reel hayat nedenli güçlü bir gerçekçi bakış açısına sahiptir. Böyle olunca da hepimizin hayal dünyasında varolan fakat yaşadığımız hayat nedenli sınırlı, sığ kalan kendi ''Cennet'' imizi yani iç dünyamızı en güzel Can karakteri gibi rahatsızlığı nedenli ''özgür'' olan hayal dünyası içerisinde ''yaşayabilen ve rahatça uçabilen'', bize sınırsız bir fantastik dünya yaratabilen bir karakterin gözünden anlatılmıştır.
Tabiiki filmin bu fantastik kısmı hayal kavramı konusunda fazlasıyla sınırlı bir bakış açısına sahip insanlar için büyük ölçüde sıkıcı gelecektir. Zaten bu film daha çok hayal aleminde uçamayan fakat uçmak isteyen insanlar için ideal bir filmdir.
İlerleyen hikaye içerisinde Dr. Tuba karakterinin filme dahil olmasıyla birlikte Can'ın fantastik dünyasıyla ve Dr. Tuba gibi hırslı, başarılı olmak isteyen güçlü bir karakterin reel dünyasıyla film gerçekle fantastik arasında gidip gelmeye başlıyor. Filmde görüyoruzki reel dünya belli oranda başarılı oluyor ve Can mutluluğunu yani ''Cennet'' ini kaybetmeye başlıyor. Fakat film son sahnesiyle birlikte asıl mutluluğun deniz fenerinden hayallerine atlayan Can'ın yaptığı gibi kendi ''Cennet'' imizde var olduğunu bizlere gösteriyor.
Zaten filmin afişinde şu mottoyla ana tema o kadar güzel anlatılıyorki ''O'nun Cennetinde sadece mutluluk vardır. Diğerleri gelene kadar''. Bu cümleler bizler içinde geçerli değil mi? Özellikle öğrencilik hayatımızda kimileri için lise hayatında, kimiler içinse üniversite hayatında büyük büyük hayaller yok muydu? O yıllarda bizi var eden, mutlu kılan bu hayaller değil miydi? İşte Cennet filmi bizlere bu soruların cevaplarını bulmamız için güzel bir ufuk çiziyor. Film bizlere mutluluğun sadece reelde olmadığını kendi iç dünyamızda, hayallerde de var olduğunu gösteriyor. Aslında bizlere öğrencilik hayatımızdayken, kısaca gençken yapmak istediğimiz ama sonra hayatın şartları gereği yapamadığımız zevkler için bir kapı açıyor. Belki bizlerde kendimizi, ruhumuzu özgür bırakmalıyız, belki serbestçe kanatlanıp uçabilmeliyiz, belki... Aslında hayatımızda bu belkilerin, keşkelerin bir sonu yok. Bu nedenle filminde bizlere gösterdiği gibi mutlu olmanın, hayatın anlamını yakalayabilmenin formülü ''Hayallerimizde uçabilmekte''.
Filmde ''Cennet'' imgesinin olduğu sahnelerdeki görsel efektleri çok başarılı bir şekilde uygulanmış. Filmde Engin Altan Düzyatan ''Can'' karakteri gibi çok zor bir rolü gayet başarılı bir şekilde oynamış. Ayrıca Arkadaş karakterinde oynayan Fahriye Evcen'de şizofren hastası rolünü başarılı bir şekilde oynamış. Filmin hem görsel efektleri hem de bu iki genç oyuncunun başarılı performansları ve ayrıca Türk Sinemasında pek yer almayan bir türde (psikolojik-drama) yapılmış olması sebebiyle rahatlıkla Türk Sineması tarihinde yer alabilecek bir filmdir. (Türk Sinemasında psikolojik-drama türünde yer almış birkaç film bulunmaktadır, bunlar; Med-Cezir Manzaraları (1989), Zeynep'in Sekiz Günü (2007) ve Gölgesizler (2008)'dir.)
Olumsuz
Filmin belli başlı bazı bölümlerinde önemli kopukluklar bulunmaktadır. Özellikle babanın Dr. Tuba tarafından Can'ın tedavisine ikna edilmesi sahnesi (Benim oğlum denek değil diyen baba ufak bir psikolojik baskı sonrasında hemen ikna oluyor.), Can'ın hastaneden kaçma sahnesi ve sondaki final sahnesinin çok çabuk gelişmesi filmin başından beri olan fantastik havanın finalde yeterince altının çizilememesi gibi yanlışlıklar mevcuttur. Film 107 dakika gibi uzun bir vakte sahip olmasına rağmen filmdeki yukarıda da anlatılmış olan bazı sahnelerin yeterince iyi çekilmediğini düşünüyorum. Bu nedenli filmin örnek 120 dakika gibi biraz daha uzun olması gerektiği kanısındayım. Ayrıca Can'ın tedavisine karar aşamasında ve tedavi aşamasında Amerikan bilim-kurgu filmlerine özenircesine gereksiz efekt kullanımı ve bir bilim-kurgu filmi havası yaşatılması psikolojik-dram türündeki bu filmde en bariz hatalardan birisidir. Her ne kadar filmin ilk bölümünde bulunan ''Cennet'' imgesinin vurgulandığı bölümleri gayet başarılı bulsamda özellikle Dr. Tuba'nın yer aldığı sahnelerde hikayenin ilerleyişiyle ilgili birçok şeyi anlatma kaygısından bazı sahnelerin hızlı geçildiği ve bazı sahnelerede gereksiz yer verildiği kanısındayım.
Sonuç
Ben filmi Türk Sineması açısından gayet başarılı buluyorum ve rahatlıkla söyleyebilirimki bu film Türk Sineması tarihine geçmiştir. Filmde bazı sahnelerin Amerikan filmlerine özenti olması ve bazı sahnelerde kopukluklar da olsa hem oyunculuk hem de görsel efekt açısından ben filmi gayet başarılı buluyorum. Cennet, özellikle psikolojik-drama seven sinemaseverlerin mutlaka izlemesi gereken filmlerden birisidir. Benim bu film için verebileceğim değerlendirme puanı 10 üzerinden 8'dir.
Filmden bir sahne
Filmin Oyuncu Kadrosu
1. Engin Altan Düzyatan (Can)
2. Fahriye Evcen (Arkadaş)
3. Zeynep Pabuççuoğlu (Dr. Tuba)
4. Cüneyt Sayıl (Dr. Can)
5. Şendoğan Öksüz (Dr. Ahmet)
6. Aytaç Ağırlar (Dr. Burak)
7. Mehmet Birkiye (Can'ın Babası)
8. Tülay Bekret (Can'ın Annesi)
Filmin Teknik Ekibi
Yönetmen&Yapımcı: Biray Dalkıran
Senarist: Burak Sesli
Görüntü Yönetmeni: Aşkın Sağıroğlu
Sanat Yönetmeni: Nevra Genelioğlu
Yapım Şirketi: D.F.G.S (Düş Fabrikası Görüntü Sanatları) Yapım
Dağıtım Şirketi: 35 Milim Filmcilik
Müzikler: Taner Sarf, Harun Kolçak
Film Hakkında Kritikler
1. Imdb.com (The Internet Movie Database): 2.9/10 (65 oy)
http://www.imdb.com/title/tt1171672/
2. Beyazperde.com: 6/10 (119 oy)
http://beyazperde.mynet.com/film/3711
3. Sinema.com: 7.1/10 (139 oy)
http://www.sinema.com/film/6645/cennet
4. Sinematurk.com 7.78/10
http://www.sinematurk.com/film_genel/19923/Cennet
5. Sinemalar.com 7/10 (118 oy)
http://www.sinemalar.com/film/862/Cennet/
Filmden bir sahne
Filmin Web Sitesi
http://www.cennetfilm.com/
Filmin Fragmanı
http://www.cennetfilm.com/fragman.htm
Filmin Kamera Arkası
http://www.cennetfilm.com/kameraarkasi.htm
Filmin Basın Bülteni
http://www.cennetfilm.com/cennetbulten.doc
Filmin Müzikleri
http://www.youtube.com/watch?v=yUK0-gEMMbI (Taner Sarf&Gamze Amous-Ölüyorum)
http://www.youtube.com/watch?v=vJ2171Ea5wM (Harun Kolçak-Yanımda Kal)
Filmin Satın Alınabileceği Yerler
1. Hepsi Burada.com
http://www.hepsiburada.com/cennet/productDetails.aspx?categoryid=178179&productid=dvddpro461
2. Ebay.com
http://global.ebay.com/CENNET_-_HEAVEN_2008_Turkish_movie_DVD/350180868126/item
Filmin Afişi
(#241386, 03/05/2009 20:27)
Jimi Hendrix 27 Kasım 1942 tarihinde Abd'nin Washington eyaletine bağlı Seattle şehrinde King County Hastanesi'nde sabah saat 10:15 sularında doğmuştur. Tam adı James Marshall Hendrix olup doğduğundaki ismi ise "Johnny Allen Hendrix" dir. "Jimi", Hendrix'in takma ismidir. Johnny Allen Hendrix ismini daha sonra babası James Allen "Al" Hendrix, James Marshall Hendrix olarak değiştirtmiştir. Jimi Hendrix'in annesi Kızılderili kökenli, babası ise Afro-Amerikan kökenliydi. Jimi Hendrix dünyanın gelmiş geçmiş en büyük gitar virtüözlerinden birisidir. Gitar virtüözü, şarkıcı ve söz yazarıdır. Ses tipi bariton olup hard rock, blues rock, acid rock, psychedelic rock gibi müzik türlerini icra etmiştir. Kariyeri boyunca 11 tane single, 3 stüdyo albümü, 2 tane derleme ve 2 tane de canlı konser kaydına imza atmıştır.
Lucille Hendrix (Annesi), James Allen Hendrix (Babası), Jimi Hendrix, Leon Hendrix (Küçük Erkek Kardeşi)
Jimi Hendrix 15 yaşındayken derste bir kız arkadaşının elini tutarken öğretmeni tarafından yakalanmış ve öğretmeni ile arasında geçen bir tartışmadan sonra okulu bırakmıştır. Jimi Hendrix gençliğini hep "Robert Johnson", "B.B. King", "Muddy Waters", "Howlin' Wolf" ve "Buddy Holly" gibi ünlü Blues müzik üstatlarının plaklarını dinleyerek ve bu ünlü isimlerin şarkılarını gitarla çalmayı deneyerek geçirdi. 1958 yılının yazında Jimi Hendrix'e ilk gitarını babası 5 dolara ikinci el bir akustik gitar almıştı. Bu gitarla Jimi Hendrix "The Velvetones" adlı gruba katıldı. 1959 yılının yazında bu sefer babası Jimi Hendrix'e Supro Ozark 1560 S model bir elektro gitar aldı ve bu gitarı Jimi Hendrix o yıl katılmış olduğu The Rocking Kings adlı müzik grubunda kullandı. 1961 yılı ile 1962 yılı arasında Abd Ordusuna katıldı ve askerliğini paraşütçü olarak yaptı.
Soldan sağa: Jimi Hendrix (uzun, kıvırcık saçlı), James Allen Hendrix (Babası), Leon Hendrix (Erkek Kardeşi), Üvey Kız Kardeşi.
Jimi Hendrix askerlikten sonra "Jimmy James" adını kullanarak bazı gece kulüplerinde çalmaya başladı. Daha sonra Ike Turner, Tina Turner, Sam Cook, Isley Brothers ve Little Richard gibi ünlü isimlerle birlikte çalmaya başladı. Bu arada "Jimmy James&The Blue Flames" adlı ilk müzik grubunu kurdu. Asıl üne kavuşmasını ise ünlü İngiliz rock&roll grubu "The Animals" dan Chas Chandler ile New York'ta karşılaşmasıyla oldu. Chas Chandler'ın ilk işi Jimmy James adıyla sahnelerde yer alan Hendrix'in adını "Jimi" olarak değiştirmesi oldu.
Jimi Hendrix ile Curtis Knight & The Squires "'Knock Yourself Out" Albüm Kapağı
1966 yılının Eylül ayında "The Jimi Hendrix Experience" müzik grubu İngiltere'nin başkenti Londra'da Chas Chandler'ın menejerliğinde kuruldu. Grup, davulda Mitch Mitchell, bas gitarda Noel Redding ve vokalde Jimi Hendrix'ten oluşmaktaydı. Grubun ilk single albümü 1966 yılında yayınlanan "Hey Joe" ydi. Hey Joe şarkısının İngiltere'de müzik listelerindeki büyük başarısından hemen sonra grubun 1967 yılında yayınlanan diğer single albümleri; Purple Haze, The Wind Cries Mary, Burning of the Midnight Lamp ve Foxey Lady'di. Grubun ilk stüdyo albümü 12 Mayıs 1967 yılında İngiltere'de piyasaya sürülen "Are You Experienced" albümüydü. Bu albümle The Jimi Hendrix Experience grubu ünlerine ün kattılar. Bu albümün hemen arkasından 1 Aralık 1967 yılında "Axis: Bold as Love" stüdyo albümü yayınlandı. Bu albümden sonra iki tane de derleme albüm çıkardılar. Bunların ilki 1968 yılı Nisan ayında yayınlanan "Smash Hits" albümü, ikincisi de yine aynı yıl yayınlanan "Electric Jimi Hendrix" albümüdür. Grubun son yayınlanan albümü ise 16 Ekim 1968 yılında piyasaya çıkan "Electric Ladyland" albümüydü ve bu albüm diğerlerinin aksine İngiltere'de değil Abd'de kaydedildi. The Jimi Hendrix Experience grubu 1969 yılının Nisan ayında ayrılma kararı aldılar ve son kez 29 Haziran 1969 tarihinde Denver Pop Festivali'nde birlikte müzik yaptılar.
1967 Yılı İngiltere, Londra, The Jimi Hendrix Experience Grubu
Jimi Hendrix, The Jimi Hendrix Experience grubunun dağılmasından sonra 18 Ağustos 1969 tarihinde Woodstock Festivali'nde büyük bir hayran kitlesiyle karşılaştı ve kariyerinde tam anlamıyla zirveye ulaşmıştı. Bu festivalin hemen sonrasında "Band of Gypsys" albüm projesi için bas gitarda Bill Cox, davulda ise Buddy Miles ile biraraya geldi. 25 Mart 1970 tarihinde "Band of Gypsys" canlı konser albümü Abd'de piyasaya çıktı. Daha sonra The Jimi Hendrix Experience grubu tekrar bir canlı konser albümü için biraraya geldi ve bu sefer yanlarında Otis Redding grubu da vardı. 26 Ağustos 1970 tarihinde "Historic Performances Recorded at the Monterey International Pop Festival" adıyla çıkan bu albümün kaydı Monterey Uluslararası Pop Festivali'nde yapılmıştı. Bu albüm Jimi Hendrix'in son albümüydü.
Bu son albümden sonra Jimi Hendrix Almanya ve İngiltere'yi kapsayan bir Avrupa turneye çıktı. Bu turnenin son konseri 6 Eylül 1970 tarihinde yapıldı. Bu turne sonrasında parasal durumunun ne kadar kötü olduğunu Jimi Hendrix gördü, ölmeden iki gün önce çakışan konser tarihleri yüzünden muhatapları ve avukatlarıyla bir görüşme yapacaktı.
Avrupa Turnesi sırasında, Almanya, Hamburg (Ölmeden kısa bir süre önce, otobüsteyken)
Ölmeden iki gün önce yapması avukatlarla ve borçlularıyla yapması gereken toplantıya katılmadı ve o iki gün kendisi için çok kötü geçti. Ölümünden önceki son gün Londra'da sevgilisi Monika Dannemann ile birlikteydi ve yüksek dozlarda uyuşturucu almıştı. Son olarak Monika'nın yanında bulunmadığı bir sırada 9 tane hap alıp (Monika'nın hapları) uykuya daldı. Jimi Hendrix 18 Eylül 1970 tarihinde Londra'da henüz 28 yaşındayken kusmuğunun nefes borusuna gidip tıkaması sonucunda vefat etmiştir. Hala daha bugün ölüm nedeni tartışmalıdır, ölümüyle ilgili çeşitli şüpheler bulunmaktadır (Fakat bu şüpheler 1993 yılında ölümünün yeniden incelenmesine rağmen bir sonuca ulaşamamıştır).
Jimi Hendrix'in Psychedelic Gitarı "Flying V"
Ölümünden sonra bedeni Londra'dan, Abd'nin Washington eyaletine bağlı Renton kentinde bulunan "Greenwood Memorial Park" a taşınmıştır. Jimi Hendrix'in mezarı bu anıt içerisinde bulunmaktadır.
Jimi Hendrix'in mezarının bulunduğu anıt
Jimi Hendrix'in mezar taşı
Jimi Hendrix'in Diskografisi
Singles
1. "Hey Joe" 1966
2. "Purple Haze" 1967
3. "The Wind Cries Mary" 1967
4. "Burning of the Midnight Lamp" 1967
5. "Foxey Lady" 1967
6. "Up from the Skies" 1968
7. "All Along the Watchtower" 1968
8. "Crosstown Traffic" 1968
9. "Stone Free" 1969
10. "Let Me Light Your Fire" 1969
11. "Stepping Stone" 1970
Stüdyo Albümleri
1. "Are You Experienced" 1967
2. "Axis: Bold as Love" 1967
3. "Electric Ladyland" 1968
Canlı Kayıt Albümler
1. "Band of Gypsys" 1970
2. "Historic Performances Recorded at the Monterey International Pop Festival" 1970
Derleme Albümler
1. "Smash Hits" 1968
2. "Electric Jimi Hendrix"
Jimi Hendrix'in Ölümünden Sonraki Diskografisi
Singles
1. "Voodoo Child" 1970
2. "No Such Animal" 1970
3. "Freedom" 1971
4. "Angel" 1971
5. "Gypsy Eyes/Remember" 1971
6. "Johnny B. Goode" 1972
7. "Hear My Train a Comin" 1973
8. "Purple Haze" 1983
9. "All Along the Watchtower" 1983
10. "Day Tripper" 1988
11. "Crosstown Traffic/Voodoo Child 1990
12. "Can You Please Crawl Out Your Window?" 1998
Stüdyo Albümleri
1. "The Cry of Love" 1971
2. "Rainbow Bridge" 1971
3. "War Heroes" 1972
4. "Loose Ends" 1974
5. "Crash Landing" 1975
6. "Midnight Lightning" 1975
7. "Nine to the Universe" 1980
8. "Radio One" 1988
Canlı Kayıt Albümler
1. "Experience" 1971
2. "Isle of Wight" 1971
3. "Hendrix in the West" 1972
4. "More Experience" 1972
5. "The Jimi Hendrix Concerts" 1982
6. "Jimi Plays Monterey" 1986
7. "Johnny B. Goode" 1986
8. "Band of Gypsys 2" 1986
9. "Live at Winterland" 1987
10. "Bleeding Heart" 1994
11. "Woodstock" 1994
12. " Live at the Fillmore East" 1999
13. "Live at Woodstock" 1999
14. "Blue Wild Angel: Live at the Isle of Wight" 2002
15. "Live at Berkeley" 2003
16. " Live at Monterey" 2007
Derleme Albümler ve Albüm Setleri
1. "Sound Track Recordings from the Film Jimi Hendrix" 1973
2. "Musique Originale du Film Jimi Plays Berkeley" 1975
3. "Re-Experienced" 1975
4. "The Essential Jimi Hendrix" 1978
5. "The Essential Jimi Hendrix Volume Two" 1979
6. "Stone Free" 1981
7. "The Singles Album" 1983
8. "Kiss the Sky" 1984
9. "The Essential Jimi Hendrix Volumes One and Two" 1989
10. "Live & Unreleased: The Radio Show" 1989
11. " Cornerstones: 1967-1970" 1990
12. "Lifelines: The Jimi Hendrix Story" 1990
13. "Sessions" 1991
14. "Footlights" 1991
15. "Stages" 1991
16. "The Ultimate Experience" 1992
17. "Blues" 1994
18. "Voodoo Soup" 1995
19. "First Rays of the New Rising Sun" 1997
20. "South Saturn Delta" 1997
21. "BBC Sessions" 1998
22. "Experience Hendrix: The Best of Jimi Hendrix" 1998
23. " The Jimi Hendrix Experience" 2000
24. " The Jimi Hendrix Experience" 2001
25. " The Singles Collection" 2003
26. "Martin Scorsese Presents the Blues: Jimi Hendrix" 2003
Band of Gypsys Albüm Kapağı
Abd, Seattle Jimi Hendrix Heykeli
(#224032, 13/12/2008 20:55)